Bütün bilgisayarlar, birleşin!

11 Oca


Bütün bilgisayarlar, birleşin!Bilgisayarınız ne işe yarar? Internette gezmeye? Oyun oynamaya? Film izlemeye? Müzik dinlemeye? En iyi ihtimalle bilgisayarınızı kullandığınız en hayırlı iş ödev yapmaktır. Haydi utanmayın artık, bilim adına iyi bir şeyler yapmak için hala geç kalmış sayılmazsınız. ‘Grid Computing’ denen şeyden haberdarsanız elbette.

Grid sayesinde birçok bilgisayar birbirine bağlanıyor, bir nevi mega bilgisayar haline geliyor. Aslında bir server altındaki bilgisayarların güçlerini birleştirerek büyük bir performans elde etmesi anlamındaki bu teknik terim, 1999’dan beri çok daha ulvi bir anlama bürünmüş durumda.

Nasa, 1979’da Dünya dışında yaşaması muhtemel canlılardan gelebilecek sinyalleri araştırmak için SETI (Search for Extraterrestrial Inteligence – Dünya dışı akıllı varlıklar arama projesi) adlı bir çalışma başlattı.

Evet, “Contact” filminde gördüğünüz hikayenin aynısı. Radyo sinyalleri uzayda ışık hızıyla ilerler; bu projede yapılan şey de, kabaca radyo teleskoplarıyla sürekli uzayı dinlemek ve ışık hızıyla bize ulaşabilecek uygarlık belirtilerinin izlerini araştırmak.

Bütün bilgisayarlar, birleşin!Başlangıç aşamasında bu projenin başkanı olan Frank Drake’in kendi adını verdiği “Drake Teorisi”ne göre, en düşük ihtimalle sadece bizim galaksimizde 10.000 uygarlık vardı. Proje Amerikan hükümeti tarafından destekleniyordu, yani bütçe problemi yoktu. Ancak bir süre sonra hükümet desteğini çekti. Uzun süre “gerekli bulgular elde edildi, uzaylılar ile bağlantı sağlandı” gibi tartışmalar yapıldı ancak burada bunu tartışmayacağız.

Nasa, projenin devam etmesi için gerekli finansal desteği buldu ancak bu kez başka bir problem vardı; Porto Riko’daki Arecibo teleskobundan (dünyanın en büyük radyo teleskobu) gelen data miktarı o kadar fazlaydı ki bu bilgileri işleyecek bilgisayar gücü yoktu. Gök cisimlerinden gelen doğal sinyaller olmasa bu problem de olmazdı ancak bu sinyalleri aranan sinyallerden ayıklamak gerekiyordu. Bilgiler eldeki imkânlar dahilinde gerçek zamanlı olarak inceleniyordu. Bu, eldeki verilerin derinlemesine incelenememesi anlamına, bu da çok zayıf ya da tahmin edilemeyen tipte sinyallerin gözden kaçacağı anlamına geliyordu.

Evinizde Alf araştırma geliştirme üssü kurun

Bu riskleri yok etmenin tek yolu, tüm bilgileri işlemek için gerekli bilgisayar gücünün sağlanmasıydı. Ancak şu an bile dünya üzerinde bu güçte bir süper bilgisayar yok, olsaydı bile programın böyle bir bilgisayarı temin edebilecek finansal gücü yoktu. O halde yapılacak şey, eldeki bilgisayarlarla bilgileri derinlemesine incelemekti, bu arada gelmeye devam eden ve dağlar gibi biriken bilgiler de sıralarını beklemek durumundaydılar. Bu sorunun çaresi, eş zamanlı olarak çok fazla normal bilgisayar kullanmak olabilirdi. Peki o kadar bilgisayarı nereden bulacaklardı?

 


Bütün bilgisayarlar, birleşin!SETI projesini kurtaran fikir, ekran koruyucu tost makineleri uçuşturmak dışında hiçbir şey yapmayan, duran bilgisayarları kullanmak oldu. O bilgisayarlar bir yerlerde kullanılmayı bekliyordu, yapılması gereken tek şey ise bir araya getirilmeleriydi. Bunun için SETI@home projesi oluşturuldu. 18 Mayıs 1999’da başlayan proje için yazılan küçük bir programcık, her gün gelen terabaytlarca datanın 0,25 MB’lık ufak bir parçasını alıyor, size hiç fark ettirmeden kullanmadığınız işlemci gücünüzle işliyor, sonra da geri gönderiyordu.

Bu programcık ekran koruyucu olarak çalışıyordu; yani o anda aktif olarak çalışıyorsanız kendini kapatabiliyordu ama isterseniz siz çalışırken arta kalan işlemci gücünüzü kullanarak veri analiz etmeye devam etmesini de sağlayabiliyordunuz. 226 ülkeden 5 milyondan fazla kişi bu projeye katıldı, bu sayede her gün terabaytlarca data incelendi. 500.000 dolara mal olan projede bir günde yapılan işlem, 110 milyon dolarlık iki süper bilgisayarın bir günde, normal bir bilgisayarın 500.000 yılda yapacağı işleme eşitti.

Toplanan işlemci saati süresine göre Türkiye şu an için projede 25. sırada. Bu proje ile şimdiye dek yakalanan tek sinyal bir suni peykten, yani ıskartaya çıkarılmış ama dünyanın etrafında dönmeye devam eden el yapımı bir uydudan geldi. En azından bize açıklanan bu!!!

 

Bütün bilgisayarlar, birleşin!SETI@home projesi‘ devam ediyor ve hala bu tip grid computing projelerinin en başarılısı; ancak artık tek değil. Bu projelerin bizce en faydalısı, bizim de üye olduğumuz “United Devices Cancer Research Project”.

Bu proje de tamamen aynı mantıkla işliyor. Ancak Alf’i bulmak ilginizi çekmiyorsa bu kez artık işlemci zamanınızı çok daha faydalı bulabileceğiniz bir şey için harcıyorsunuz: kanser tedavisi için bir ilaç bulmaya yardım etmeye.

İstatistiklere göre dünyadaki her dört kişiden biri, hayatının bir aşamasında kanser hastası olacak. Mevcut tedaviler ise masrafı ve azımsanmayacak yan etkileri yüzünden çok etkili değil. Bilgisayarınıza indirebileceğiniz ‘Ud Agent’ adlı ufak bir program, kanser tedavisi için yararlı olabilecek bir ilaçta kullanılma potansiyeli olan proteinleri inceliyor.

Bu proteinlerin kendi aralarındaki etkileşimlerinin incelenmesi, bir araya geldiğinde aktif olma potansiyeli olanların belirlenmesi ve onların tekrar incelenmesi gerekiyor. Tek bir proteinle etkileşime girecek başka bir protein bulmak için 200 milyon deneme yapmak gerekli. İşte burada devreye biz giriyoruz. İşlediğimiz bilgiler, Oxford Üniversitesi’nin kimya departmanına gönderiliyor, bu sırada siz incelenecek yeni molekül paketleri alıyorsunuz. Bu tür tüm uygulamalarda olduğunun aksine, bilgisayarınız bu işlem yüzünden yavaşlamıyor. Projenin destekçileri Intel ve IBM. United Devices’ın bir şarbon projesi de var.

Buna benzer bir proje de Stanford Üniversitesi tarafından yürütülüyor. Folding@home isimli proje, proteinlerin moleküler yapısını ve biokimyasal değişimi sırasında nasıl katlandığını inceliyor. Bu “katlanma” işleminin nasıl gerçekleştiği hâlâ bilinmiyor, ancak “katlanma” işleminin hatalı gerçekleşmesi Alzheimer, Parkinson hastalığı, deli dana gibi sonuçlara yol açıyor. Katlanma işleminin nasıl gerçekleştiği bulunursa bu hastalıklara da çare bulunacağına inanılıyor ve bu proje sayesinde bu sırrın çözülmesi umuluyor.

 


Bütün bilgisayarlar, birleşin! Kafamızı yine yukarılara çevirmek istersek internette proje çok. ‘Planet Quest‘ bunlardan biri. Son 15 yılda kendi güneş sistemimiz dışında 136 gezegen keşfedilmiş. Projeyi yürüten David Gutelius bu sayıyı katlamak istiyor; bunun için de bizden, yani aslında bilgisayarlarımızdan yardım istiyor. Yeni gezegenler keşfetmek için dünyanın etrafında dönen 10 uydudan gelen ve hesaplanması gereken büyük miktarda kozmik data var. Eğer keşfedilecek yeni gezegen, sizin bilgisayarınızda hesaplanan veriler sayesinde bulunduysa o gezegene ismini verme şerefine siz nail oluyorsunuz!

Katılan her 5000 kişiden birinin bir gezegen bulacağı tahmin ediliyor, yani şansınız epey yüksek aslına bakarsanız. Projenin bütçesi 20 milyon dolar. Bu miktar, Nasa’nın 100.000 yıldızı tarayıp yeni bir gezegenin izini sürdüğü Kepler projesinin 300 milyon bütçesine göre epey mantıklı bir sayı.

Bugün internet için ne yaptın?

Eğer internetin daha hızlı ve güvenilir olmasına katkı sağlamak istiyorsanız katılmanız gereken proje ‘NETI@home‘. Bu tür araştırmalar için geniş internet omurgalarından veriler alınıyor ama direkt olarak son kullanıcıdan veri almak çok daha güvenilir. Şimdiye kadar böyle bir imkan yoktu, bundan sonra ise var.

Bütün bilgisayarlar, birleşin! Kullanıcıların network performanslarını ölçen program, verileri Georgia Tech adlı firmaya gönderiyor. Burada bu veriler incelenip sınıflandırılıyor ve çeşitli üniversitelerde yürütülen interneti geliştirme projelerine gönderiliyor. Ayrıca virüslerin ve solucanların çok yayılmadan fark edilmesi için de faydalı bir proje bu. Firma, programın bir spyware olmadığını ve elde edilen verilerin ticari olarak kullanılmayacağını garanti ediyor.

Başka neye yardım edebiliriz? Bir küresel ısınma projesi var elimizde örneğin. ‘Climateprediction projesi‘ne katılan 90.000 bilgisayarın hesaplarına göre gelecek 50 yıl içinde dünya 12 dereceye kadar ısınacak. Yine Oxford Üniversitesi’nin desteklediği bu proje, şimdiye dek 50.000 farklı küresel ısınma senaryosu denemiş. Proje, farklı sera gazı miktarlarına dair çeşitli senaryolar denemek amacını taşıyor, böylece küresel ısınma ile ilgili bilimsel çalışmalar için elde yeterli miktarda veri olacak.

Grid computing konusunda şimdilik en büyük projeler bunlar. Konsept daha yolun çok başında, sadece spesifik veriler elde etmek için araştırmalar yapılıyor. İleriki yıllarda karışık bilimsel hesaplar yapmaya ihtiyaç duyan bilim adamlarının kullanması için toplanmış, hazırda bekleyen işlemci gücü havuzlarının oluşturulması düşünülüyor. Böylece önemli bir fikri olan ancak gerekli onbinlerce kişiyi toplayacak vakti olmayan bir bilim adamı, ihtiyacı olan verilere ulaşabilecek.

 

Kaynak:istegenc

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: