Orkestrada Kadın Eli (Feministanbul)

10 Mar

Merakla beklediğim(Bakınız..) Feminİstanbul konseri oldu, bitti. Gün içindeki telaşların yanıbaşında minik heyecan kıpırtıları olur bende, eğer o akşam bir organizasyon planım varsa…Yine böyle geçti gün, salona girene kadar 🙂

Nedendir bilinmez, bilet satılan organizasyonlarda insanlar istedikleri yere rahatça oturabiliyorlar. Yeni yetme çocuklar/gençler de değil bunu yapan, dedeler ve nineler…Onların adap kurallarına uymasını bekliyorum doğal olarak…Ama yok, bu kaçıncı sefer, koltuğumda başkaları oturup bir de iddia ediyor burası bizim diye…İlk kim gördüyse onundur  kafası her yerde :/ En güzeli ve doğrusu yer gösteren görevlilere sakince durumu anlatmak. İşin komiği görevliyle de iddialaştılar 🙂 “Bizim biletimiz yok, oturduk” dediler, güzelce de yerleşmişler rahat rahat…Sonunda bizim koltuklardan kalkıp ön sıramıza geçtiler! Tripodlu bir taze ergen konser boyunca kamerasını çalıştırdı, boyundan uzun makineyi ayarladı durdu…İçimden kırmak geldi o minik zımbırtıyı…

Seyircilerin, dinleyicilerin saygısızlıkları sinirime dokunuyor. Tıkırdatılan pet şişeler, patlayan flaşlar, sesli çekimler, müzikle aşka gelip dedikodu fırtınası koparanlar…

Hanımefendi çizgimi bozmadan konsere ve müzisyenlere odaklandım. Suna Kan‘ın konuk sanatçı olduğu Oda Orkestrası konserinde gördüğüm, nasılsa unutmadığım tanıdık yüzlere sahnede tekrar rastlayınca şaşırdım ve hoşuma gitti 🙂 Temel düzeyde klasik müzikle ilgilenen bendeniz için güzel bir karşılaşma 🙂

Gecede iki güzellik daha oldu; İlki, bu konser grubun ilk konseriymiş. Bunun farkında değildim, resmi web sitelerinde herhangi bir bilgi bulunmamasının nedeni buydu belki de…

İkincisi ise Renan Koen‘in bestelediği “Afrodit” parçası ilk kez Feminİstanbul tarafından çalındı. Afrodit beklentinin altında bir performanstaydı ancak aradan sonra, konserin ikinci bölümü şahaneydi. Bunda yer değiştirmemizin de etkisi vardır mutlaka…Yanımda salonun oksijenini tüketmeye çalışan biri, önümde de kamerasıyla bıdı bıdı oynayan bir çocuk olmadığında daha mutlu mesut dinleyebiliyorum müziği 😉

Afrodit beklentilerimin altındaydı çünkü bir esere Afrodit adını veriyorsanız bu isim keskin hatları olan, sert iniş çıkışların eserin geneline yumuşakça geçirildiğini düşündürür. Ama rutine bağlanan bir akış, içimi karartan karanlık notalarla karşılaşınca bu sevmediğim ilk Afrodit oldu ne yazık ki…Eser sahibesi Renan Hanım sahneye davet edildiğinde minik bir manzume okuyarak eseriyle ilgili önbilgiler vermek istedi. Bu dizelerin beni ittiğini, kullanılan ‘Yüce Dişi‘ tanımları ve tekrarlarının eğreti göründüğünü belirtmeliyim…

Konser programı şöyleydi;

Konsere ilgi azdı, salonun yarısı bile dolmamıştı, buna üzüldüm. Sadece popüler kişilerin etkinliklerini takip etmek sahte sanatseverlik olmalı…

Müzisyenlerin konukları dışında 50 kişi ancak vardı sanırım…Bunların da kaç tanesi biletlidir, meçhul…

Organizasyonda hangi işgüzar kamera çekimine teşviklerde bulundu bilemiyorum ama kulaklarını bolca çınlattım gece boyunca. Sahnede odaklanıp keyfine varılan bir olay gerçekleşiyor, koltukların arasından elinde kocaman kamerası ve tepesinde kör edici ışığıyla bi’ adam peydahlanıyor…Sahneyi çekip karanlığa gömüleceğini beklerken seyircilerin/dinleyicilerin görüntülerini almaya başlıyor…Arkadaşım sordun mu? Hadi bunu geçtim, ben bi’şey öğrenmeye yada anlamaya çalışıyorum sen neden beni fener tutulmuş tavşan gibi bırakıyorsun?!

Sahne düzeni birkaç kez yeniden düzenlendi, bu esnada herhangi bir uyarı yapılmadı, araya çıkmıyoruz sandık…

~~~~~~

Kendi sitesinden Feminİstanbul ;

Biz bu orkestrayı kurarken müziğe kadın ruhu ve estetiği ile yaklaşmayı amaçladık. Bu nedenle kadromuzu başta İstanbul olmak üzere, Türkiye’nin en deneyimli ve kariyerli kadınlarından oluşturduk. Orkestramızın tüm üyeleri yurt içi ve yurt dışında aldıkları akademik eğitimlerini, yine uluslar arası platformlarda kazandıkları tecrübelerini orkestramızda paylaşmaktadırlar.

~~~~~~

Kapanış parçası Scent of a Woman isimli hepimizin bildiği, hatta reklamlarda sıklıkla kullanılan şahane bir Tangoydu.

Alkışlar kesilmediğinde bis parçası olarak Piazzola’nın Libertango sunu çaldılar. Tangonun lezzeti bambaşka ama bu parçayı ilk Anjelika Akbar’dan dinlemiştim ve çok sevmiştim.

Hatta oğlu Yürek Akbar’ın çektiği ve çellist Rahşan Apay’ın  da yer aldığı klibi paylaşayım;

İlk konser için gayet başarılıydı hanımlar. Pek sevimli siyah-kırmızı giyimleriyle kendilerine özel bir konsept yapmak istemişler…Zarif ve şık görünüyorlardı…

Sözde Kadın Hakları savunucusu Femen grubu gibi kadınlığa yakışmayacak biçimlerdeki protestolar yerine 8 Mart Emekçi Kadınlar Gününü, hanımefendilik ve zerafetle kutlamak çok daha anlamlı bence.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: