Korkutucu Deha ‘Da Vinci ‘

28 Mar

04.10.2011 tarihli yazımdan…

 


Tüm insanlığın tanıdığı, en azından bir kez Mona Lisa’sını gördüğü, adını duyduğu büyük deha Leonardo Da Vinci’nin icatları sergisini ziyaret ettim. Geçen yazımın baş kahramanı Cuma günü yine…

Sergi İstanbul’a ayak basmadan uzun zaman önce -benim canım torunum- haberini almış, ajandana yaz mutlaka gidelim açıldığında diye tembihlemişti. Meraklı heyecan halim, mevzuyu ajandaya not ettikten birkaç gün sonra uçup gitmişti. Ta ki serginin açılacağı hafta torunum özenle hatırlatana kadar… Kurstan çıkıp eve geldiğim karanlık Cuma (hava durumundan ötürü) öğleden sonrası, ben nefeslenirken ve günü özet geçerken torun hazırlandı,  “Gitsek mi gitmesek mi.. Hava da pek kötü” diye mızmızlanırken biz çıktık 😉

Merter’de Efes Fabrikasının arkasında birkaç yıl önce Meydan adında bir AVM kurulmuş ancak sakinliği ve mağaza düzenleri alışık olduğum curcuna içinde değil. “Yeme İçme Meydanı” yetersiz çeşit barındırsa da iş görüyor. En büyük problem bu merkezde de taksi… Açılış zamanı taksi durağı da vardı AVM bünyesinde ancak yeterli talep olmayınca taksi durağı kaldırılmış, o zamandan beri güvenlik görevlilerinin yoldan geçen taksileri çevirerek eli kolu poşet dolu müşterilere yönlendirmesi çabasıyla kotarılmaya çalışılıyor. [AraNot: Bu “Güvenlik Görevlisi” mantıksızlıklarına önümüzdeki zamanda dokunmak niyetindeyim, takipte kalın…]

 

Bahsettiğim “Leonardo Da Vinci İcatları” Meydan AVM’de sergileniyor. Hiç beklemediğim bir  hareket. Konumu açısından hedef müşterisini bi’ parça ıskalamış da olsa mevcut müşteriye göre kendini revize etmiş, özellikle etkinlikleriyle dikkat çekmekte olan bir yönetim var. Organizasyon birimi gayet mantıklı adımlar atıyor, tebrik etmeli…

  

Meydan AVM yi ziyaret etmediyseniz gözünüzde canlandırmaya çalışayım; alışık olduğumuz sıkış tepiş üstüste yerleşim bu merkezde mevcut değil… Klasik olarak Yemek bölümü en üst katta; “Yeme İçme Meydanı”, orta katta ayakkabı-giyim-kozmetik mağazaları,ATMler ve teknoloji market bulunuyor. Her iki katta da yürüyüş-yani gezinme bakınma- alanı geniş tutulmuş. Vitrinlere bakarken insanlar birbirini rahatsız etmemiş; edememiş oluyorlar. Orta kısımlarda oturma grupları yerleştirilmiş, bolca…Giriş katta pastane, kafeler, kuaför ve zincir bir marketin mağazası bulunuyor.

Bizim sergi de orta katta konuşlanmış, yürüyen merdivenden indiğiniz anda sizi “Zırhlı Tank” örneği karşılıyor. Sergilenecek parçaların geniş alana yayılmış olması rahat inceleme olanağı sunarken fotoğraf çekmek/çektirmek isteyenleri, merakına yenilip dokunmaya niyetlenenleri idare edebilmek için her 4-5 parçaya 1 görevli düşecek şekilde görevlendirme yapılmış. Okurken gözünüzde adım başı takım elbiseli adamlar canlanabilir ancak uygulamada tam kıvamında yapılmış bir görev dağılımı olduğunu göreceksiniz.

 

Serginin açıldığı gün gitmenin, haftaiçi erken bir saatte ziyaret etmenin belki de hava koşullarının sonucunda gayet rahatça bakındım, ilgimi daha bi’ fazla çeken parçaları fotoğrafladım, her parçanın açıklama yazısını okudum ve mutluyum 🙂

Bu etkinliğin Meydan AVM de yapılmasına şaşırdığım-ve sevindiğim- kadar gördüklerime de şaşırdım…Mekanik beyni bu kadar detaycı işleyen bir adamın varlığını kabul etmek zor…Bugün kullanılan helikopterlerin ilk örneğini, paraşütü, suda yürüme kayaklarını, yüzme paletlerini, sonsuz görüntü veren aynalı odayı, bisikleti, planörü, hidrolik testereyi nasıl düşünmüş, çizimleri kağıda dökmüş görünce inanamayacaksınız. Devinim halindeki güllelerin çizim detayları sizi de şaşırtacaktır eminim. Bu teknikleri gözlemlemiş ve bu kadar incelemiş olması bile yeterince hayret uyandırıcı. İcatlarına bakarken kafamda canlandırmaya çalışıyorum; “Nasıl bi’ adammış bu” diye diye asıl vurucu kısma geldiğimde hepten şoke oldum.(Az sonra…)

  

Tablo örneklerinin sergilendiği bölümde sadece resim sanatıyla tanındığı için bi’ parça haksızlık yapıldığını düşünmekteydim. Panodakiler arasında “Erminli Kadın” en hoşuma giden tabloydu. Önceki gece “Kim Milyoner Olmak İster?” yarışmasındaki Mona Lisa sorusunu hatırlayınca daha bir dikkatle inceledim Mona Lisa’yı … Evet enteresan ama kaşları yok Mona Lisa’nın…

Mekanik çizimler o kadar kusursuz görünüyor ki yaptığı yağlı boya tablolar çok da zor gelmiyor insanın gözüne… Farklı teknikler denemiş olmasını zaten bekliyorsunuz taslaklarda göz gezdirirken ama biraz önce uyarısını verdiğim vurucu kısım çok başka bir dünyaya götürdü beni. Sinir sistemini, anne karnındaki fetüsü incecik detaylarına kadar resmetmiş, tüm kas sistemini katman katman anlatarak çizmiş, omurgayı günümüzde bilinen haliyle çizip omurları ve bölgelerini açıklamış olması cidden korkutucu!  Bunca şeyi tek bir adam nasıl bilebilir? Kaç kadavra kullanmıştır? Acaba sadece kadavra mı kullanmıştır? Bunları nasıl incelemiş, nasıl çizebilmiş?! Girdabında buldum kendimi… Panolar biterken torunum “Resim sadece bir hobisiymiş…” dediğinde uyandım. Haklıydı, boş vaktinde resim yapmış bu adam…

 

Mona Lisa’yı kaşsız resmetmesine takılmışken dedim ki acaba Mona Lisa’ya bakarken ne görüyordu?

Ziyaretçi defterine yazdığım gibi; bu sergiyi 16-17 yaşından itibaren herkes görmeli, ciddi olarak incelemeli ve Da Vinci’yi yeniden keşfetmeli…

Ve kim bilir açıklanmayan-açıklanamayan- ne taslaklar ne çizimleri, çalışmaları vardır…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: