Korkutucu Deha ‘Da Vinci’ [2]

4 Nis

Önceki yazımda Leonardo Da Vinci’nin dehasını korkutucu bulduğumdan bahsetmiştim. Bu yazıda dehanın bilinen biyografisini ve beni ürküten çalışmalarının fotoğraflarını paylaşmak istedim..

15 Nisan 1452 tarihinde İtalya’da doğdu. Rönesans dönemi İtalyan mimarı, mühendisi, mucidi, matematikçisi, anatomisti, müzisyeni, heykeltıraşı ve ressamıdır. En tanınmış yapıtları Mona Lisa (1503 – 1507) ve Son Yemek’tir (1495 – 1497). Rönesans sanatını doruğuna ulaştırmış, yalnız sanatla değil, çeşitli alanlardaki araştırmaları ve buluşlarıyla da tanınan, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sanatçılarından biridir.

Leonardo, genç bir noter olan Ser Piero da Vinci’nin ve muhtemelen bir çiftçi kızı olan Caterina’nın evlilik dışı çocuğu olarak Vinci kasabası yakınlarındaki Anchiano’da dünyaya geldi. Avrupa’daki modern isimlendirme kurallarının yerleşmesinden önce dünyaya tam ismi, “Vincili Piero’nun oğlu Leonardo” manasına gelen “Leonardo di Ser Piero da Vinci“dir. Eserlerini “Leonardo” ya da “Io, Leonardo (Ben, Leonardo)” olarak imzalamıştır.

Somut kanıtlar bulunmasa da, Leonardo’nun annesi Caterina’nın, babası Piero’ya ait Ortadoğulu bir köle olduğu tahmin ediliyor. Babası, Leonardo’nun
doğduğu yıl, Albiera adındaki ilk eşi ile evlendi, Caterina ile hiçbir zaman evlenmedi.

Leonardo’ya bebekliğinde annesi baktı, ancak birkaç yıl sonra annesi başka biriyle evlendirilerek komşu kasabaya yerleşince, babasının nadiren uğradığı büyükbabasının evinde yaşamaya başladı; arada sırada Floransa’ya babasının evine giderdi. Babasının ilk eşinden çocuğu olmadığı için aileye kabul edilmişti ama hiçbir zaman meşru bir çocuk olarak görülmedi ve amcası Francesco dışında ailedeki kimseden sevgi görmedi.

14 yaşına kadar Vinci’de yaşayan Leonardo, büyükanne ve büyükbabasının ardı ardına ölmesi üzerine 1466’da babası ile birlikte Floransa’ya gitti. Evlilik dışı çocukların üniversiteye gitmesi yasak olduğundan üniversite öğrenimi görme şansı yoktu. Küçük yaştan itibaren çok güzel çizimler yapan Leonardo’nun resimlerini babası, dönemin ünlü ressam ve heykeltıraşı Andrea del Verrocchio’ya gösterince, Verrochio onu çırak olarak yanına aldı. Leonardo Verrocchio’nun yanında Lorenzo di Credi ve Pietro Perugino gibi ünlü sanatçılarla çalışma fırsatı buldu. Atölyede sadece resim yapmayı değil, lir çalmayı da öğrendi.

Floransa’yı 1482’de terkederek Milano Dükü Sforza’nın hizmetine girdi. Dükün hizmetine girebilmek için köprüler, silahlar, gemiler, bronz, mermer ve kilden heykeller yapabileceğini anlattığı ancak göndermediği mektubu, bütün zamanların
en olağanüstü iş başvurusu sayılır.

Leonardo, 1499’da şehir Fransızlar tarafından alınıncaya kadar 17 yıl boyunca Milano Dükü için çalıştı. Dük için sadece resim ve heykeller yapmak, festivaller organize etmekle uğraşmadı, aynı zamanda bina, makine ve silah tasarımları yaptı. 1485 – 1490 yıllarında doğa, mekanik, geometri, uçan makinelerin yanısıra, kilise, kale ve kanal yapımı gibi mimari yapılar ile ilgilendi, anatomi çalışmaları yaptı, öğrenciler yetiştirdi. İlgi alanı o kadar genişti ki, başladığı çoğu işi bitiremiyordu.

1490 – 1495 yıllarında çalışmalarını ve çizimlerini deftere kaydetme alışkanlığı geliştirdi. Bu çizimler ve defter sayfaları, müzeler ve kişisel koleksiyonlarda toplanmıştır. Bu koleksiyonculardan birisi de Leonardo’nun hidrolik alanındaki çalışmalarının el yazmalarını toplayan Bill Gates’dir.

1499’da Milano’yu terkeden ve yeni bir koruyucu (hami ) aramaya başlayan Leonardo, 16 yıl boyunca İtalya’da seyahat etti. Pek çok kişi için çalıştı, çoğu eserini yarım bıraktı.

İnsanlık tarihinin en iyi resimlerinden birisi kabul edilen Mona Lisa için 1503’te çalışmaya başladığı söylenir. Bu resmi tamamladıktan sonra hiç yanından ayırmamış, tüm seyahatlerinde yanında taşımıştı. 1504’te babasının ölüm haberi üzerine Floransa’ya döndü. Miras hakkı için kardeşleri ile mücadele etti ancak çabası sonuçsuz kaldı. Ancak çok sevdiği amcası tüm varlığını ona bıraktı.

1506 yılında Leonardo, bir Lombardiya aristokratının 15 yaşındaki oğlu olan Kont Francesco Melzi’yle tanıştı. Melzi, hayatının geri kalanında onun en iyi öğrencisi ve en yakını oldu. 1490’da 10 yaşında iken korumasına aldığı ve Salai adını verdiği genç de 30 yıl boyunca onunla beraber olmuş, ancak öğrencisi olarak bilinen bu genç hiçbir sanatsal ürün üretmemişti.

 

1513 – 1516 arasında Roma’da yaşadı ve Papa için geliştirilen çeşitli projelerde yer aldı. Anatomi ve fizyoloji alanında çalışmaya devam etti ancak
Papa, kadavralar üzerinde çalışmasını yasakladı.

1516’da koruyucusu Giuliano de’ Medici’nin ölümü üzerine Kral 1. Francis’ten Fransa’nın baş ressam, mühendis ve mimarı olmak üzere davet aldı. Paris’in güneybatısında, Amboise yakınlarındaki Kraliyet Sarayı’nın hemen yanında kendisi için hazırlanan konağa yerleşti. Leonardo’ya büyük hayranlık duyan kral, sık sık ziyarete gelir ve sohbet ederdi.

Sağ koluna felç inen Leonardo da Vinci, resimden çok bilimsel çalışmalara ağırlık verdi. Kendisine dostu Melzi yardımcı olmaktaydı. Salai ise Fransa’ya
geldikten sonra onu terketmişti.

Leonardo 2 Mayıs 1519’da Amboise’daki evinde 67 yaşında öldü. Kralın kollarında can verdiği rivayet edilir, ancak, 1 Mayıs günü kralın bir başka
şehirde olduğu ve bir gün içinde oraya gelemeyeceği bilinmektedir. Vasiyetinde mirasının esas bölümünü Melzi’ye bıraktı. Amboise’daki Saint Florentin
Kilisesi’nde toprağa verildi.

~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~

Resmi biyografisinde de okuduğumuz gibi ilgi alanı çok genişmiş ve birçok işi yarım bırakmış, mecburen biraz da..İnsan hangi birine yetişebilir ki? Deha da olsanız günler 24 saat 🙂

Hakkında pek de bilmediğimiz/ konuşulmayan konulardan bahsedelim biraz da…

~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~ ~~

“Son akşam yemeği” gibi bir eseri çizen elleriyle, kadavraları parçalayarak insan anatomisi üzerinde çalışmalar yapıyordu. “Sadece damarların nasıl çalıştığının, işlevini anlayabilmek için, 10 tane ceseti açmak zorunda kaldım” diyordu Da Vinci notlarında.

Bu çalışmaları Floransa’nın faaliyet gösteren en eski hastanesi Santa Maria Nuova’ nın mahzeninde yapıyordu. Tabi daha mistik bir ortam yaratmak değildi Leonardo’nun niyeti. Mahzen nemliydi ve camsızdı. Böylece içini açıp incelediği cesetlerin daha geç çürümesini elde edebiliyordu.
Ayrıca Vatikan’ın ölülerin huzurunun bozulmasına verdiği ağır cezalardan çekindiği için gizlilik sağlıyordu bu mahzen. Duvarlara asılmış bir kaç gaz lambasıyla ihtiyacı olan ışığı elde etmeye çalışan Leonardo’nun, açtığı cesetlerde en çok ihtiyaç duyduğu aletlerin başını uzun tırnakları çekiyordu.

Dikkat çekmemek için geceleri çalışmayı tercih eden Da Vinci notlarında: “ Dörde bölünerek, asılarak, kafaları kesilerek öldürülmüş mahkümlarla geçirdiğim gecelerden korkuyorum ” diyordu.

Bu korkunç ve karanlık geceler olmasaydı Da Vinci eserlerinde ve bilimsel çizimlerinde insanı kusursuz bir şekilde sergiliyemezdi. Kaçınılmaz, karanlık ve ürpertici olan bu çalışmalarından sonra, Mona Lisa’nın o muhteşem yüz hatlarını çizebilmişti. Bu resme Da Vinci’nin yüz hatları hakkında edindiği tecrübeler tam olarak yansıyacaktı. Bu bilgileri incelediği ölülerin yüzlerindeki kaslar ve sinirlerden edindiğini düşünürsek eğer, Mona Lisa gibi bir esere çok farklı bir açıdan bakmış oluruz.

İnsan anatomisi hakkında en önemli bilgileri cesetler üzerinde toplayan ilk bilim adamı ünvanını taşıyan Leonardo Da Vinci’nin, bugün dahi modern tıp tarafından değerlendirilen çok önemli buluşları mevcuttur.

İnsan kalbinin damarlarına ve kapaklarına varana kadar ayrıntılı çizimlerinden, yüzyıllar sonra faydalanan bilim adamları oldu. Araştırmalarının günümüzün bilim adamları tarafından dahi benimseneceğini sanki o tarihlerde seziyordu Da Vinci. Kalp ile ilgili incelemelerinden bir tanesinde, kalbe pompalanan kanın bir kantara havuzu sistemiyle, tekrar vücuda sevkediği tezini savunuyordu. Kas, kemik ve sinirler hakkında edindiği bilgilerle daha da meraklanan Da Vinci artık bütün tabuları yıkmaya kararlıydı. Karaciğer, akciğer, kalp, cinsel organların ve hatta beynin bile krokisini yüzlerce kez çizmişti. Leonardo Da Vinci, insan anatomisinin atlasını çizmeye kararlıydı.

 

Ana rahmindeki bebeklerin resimlerini çizdiği dönemde, Papa’ya şikâyet edilen Da Vinci bir notunda şöyle yazıyordu:

Papa üç ceseti açtığımı öğrenmiş!

Daha sonra şehri terk edip Fransız kralının hizmetinde çalışmalarına devam ediyordu. O güne kadar görülmemiş bir araştırma aşkıyla bilimin yolunu açan Da Vinci’nin, 16. yüzyılın başlamasıyla birlikte bilim adamı kimliğiyle karşımıza çıktığını görüyoruz.

 

Rönesans döneminin büyük ressamı kimliğinin yanı sıra çizimleri 21. yüzyılın bilgisayar tomografilerini andırıyordu. Bu eserleri sanat severler tam olarak anlayamıyorlardı, zira bir kolun veya omuzun çeşitli açılardan, kimi zaman damarları, kimi zaman kasları, kimi zaman kemikleri ve kimi zaman da hepsini birden ön plana çıkararak defalarca çizmesinin Rönesans döneminin resim sanatıyla hiçbir alakası yoktu. Fakat 20. ve 21. yüzyılın cerrahları, ortopedi doktorları, fizikçileri bu çizimleri görür görmez ne anlama geldiklerini çözüyorlardı. Şaşkınlıklarını gizlemeden şu soruyu soruyorlardı:

1452 yılında OrtaDoğulu ( muhtemelen Arap ) bir hizmetçi anneden doğan bu mükemmel beyin kim

Kusursuz takip, inceleme yeteneği ve merakı bilim aşkıyla birleşince ortaya böyle büyük, dahiyane bir düşünür çıkıyordu. Saatlerce, günlerce uçuşlarını incelediği, takip ettiği kuşlardan sonra tutup bir uçuş makinesinin planını ( krokisini ) çizebiliyordu Da Vinci. Bu planları 600 sene sonra hayata geçirilmesiyle birlikte, gerçekten uçabilen insanların olduğunu anımsayacak olursak Da Vinci’nin nasıl bir beyine sahip olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz.

Yine aylarca kıyısında dolaştığı nehirleri inceledikten sonra, suyun akışını ve engellenmesi halinde nasıl davrandığını tespit eden Leonardo, su kanalıyla enerji elde etmenin yolunu buluyor ve bunları kâğıda aktarıyordu.

Doğayı, güncel hayatı ve çevresinde olup bitenleri, en ince ayrıntılarıyla bir objektifin keskinliği ile yakalayabilen Da Vinci çeşitli bilim alanlarının arasındaki paralelleri tespit ederek sorularına yanıt arıyordu. Her zaman aradığı yanıtları bulamasa da, yılmadan soruyor, araştırıyor ve inceliyordu. Diğer bilgelerin orta çağ döneminin bitmesiyle, Avrupa’yı kasıp kavuran veba hastalığının ve yeni bir döneme geçiş olan bu yılların getirdiği soruların cevaplarını Kilise’de, İncil’de ararken, Da Vinci kendi incelemelerinde, araştırmalarında buluyordu aradığı cevapları.

1453 yılında Konstantinopel’in düşmesiyle birlikte, ekonomisi globalleşen Avrupa’da fırsatları iyi değerlendiren çok kısa sürede zengin olabiliyordu. Aynı süreçte iflaslar da sıkça görülebiliyordu. Paralı askerler ülkede terör estirirken, kilise gün geçtikçe otoritesini yitiriyordu. Matbaaların icadıyla yeni bir iletişim imkânına kavuşan insan, kilisenin klişeleşmiş dua ve söylemlerinden bıktığını hissediyordu artık. Collombus Amerika’yı keşfederken, cep saatleri icat ediliyor ve artık insanın zaman ve mekân anlayışı değişmeye başlıyordu.

Bu yeni dönemin motoru olarak kabul edilen unsurlar şunlardı: Tıp, teknik ve doğabilimi.

Felsefi açıdan ise Platon, Cicero ve Vitruf’un yazıları yeniden ele alınmaktaydı.

İşte tam bu dönemin çocuğu olan Da Vinci, önemsiz bir annenin gayrı meşru oğlu olmaktan kurtulup, İtalya’nın, hizmetleri en çok aranan bilim adamı ünvanını elde ediyordu. Papa’ile arasının açılmasının ardından Leonardo Fransız Kralının yanında yerini alıyordu.

~~~~~~~~

Ressamlığın ötesindeki Da Vinci’nin kimliği ve onunla ilgili diğer notlar:

-Aklına gelen herşeyi not eden Leonardo Da Vinci’nin ardında bıraktığı sayfaların onbinin üzerinde olduğu tahmin edilmekte. Şu anda bulunan evrakın sayısı altı bindir.

Dünyanın dört bir yanına dağılan yazıları zorla toparlanan Da Vinci bir de ters yazıyormuş. Yani yazılarını aynaya tuttuğunuz zaman okunabilinmektedir. Bunun sebebi hâlâ anlaşılmamıştır.

– O nun tam adı: Vinci’li Piero’nun oğlu Leonardo anlamına gelen Leonardo Di Ser Piero Da Vinci’dir

-Vejeteryan ve pasifist ( silah ve savaş karşıtı ) olan Da Vinci’nin askeriye için icat ettiği silahları ve araçları meşhurdur.

-İnsanın üremesiyle alakalı girişimlerini iğrenç olarak niteleyen Da Vinci hakkında, 500 yıl sonra Sigmund Freud bir analizinde onun frijit olduğunu söyleyecektir!

-Hayatında üç kere 30, 50 ve 60 yaşında yaşantısına çeki düzen vererek yeni başlangıçlar yapar.

– Sekiz kere ikametini değiştirir ve iki kere yaklaşan düşman karşısında firar eder.

-9 Nisan 1476’da üç arkadaşıyla birlikte sodomist ( eşcinsellik ) suçlamasıyla mahkemeye sevkedilir. Suçları 17 yaşındaki Jacopo Saltarelli ile cinsel ilişkiye girmektir. Mahkeme delil yetersizliğinden dolayı düşürülür. Bu kararda babasının saygınlığının da rolü olduğu sanılmaktadır.

-Leonardo’nun en çok şevkat gördüğü kişi, amcası Francesco’dur.

-Da Vinci’nin kendini nasıl gördüğünü, kendi çizdiği portresinden görebiliyoruz. Mucid tipli, uzun saçlı, sevecen bakışlı, gözlerinde gülücük kırışıklıklarıyla, aslında ton ton bir alim..

-Da Vinci tipik sanatçı kıyafetleriyle tanınmaz. O daha çok saraylıların giydiği kıyafetlerle dikkat çekmiştir. İpek gömlekleri, kırmızı uzun pardösüleri ve daima taranmış saçlarıyla bilinir.

Leonardo Da Vinci’nin faal olduğu alanlar:

Anatomi

Botanik

Zoologi

Jeologi

Optik

Askeri teknik ( silah ve işgal araçları icadı ve üretimi )

Mimarlık

Teknisyenlik

Mühendislik

Heykeltraşlık

Ressamlık

Müzisyenlik ( Lir ve ses sanatı )

Leonardo Da Vinci’nin icatlarından seçmeler:

1.Kendi motoruyla hareket eden araba. 1472 yılına ait Da Vinci notlarından alınan bilgiler doğrultusunda, 1970’li yıllarda yapılan araba gerçekten kendi mekanizmasıyla ilerleyen üç tekerlekli bir araç.

2.Çıkrık: Örgü makinesi

3.Vida kesme makinesi: Vidanın spiral şeklindeki oyuklarını açan makine

4.Günümüzde dahi vazgeçilemeyen kurbağa kıskacı

5.Halatfreni: Bir halattan aşağıya kayarken ellerin kesilmesini engelleyen cisim

6.Matkap motoru: Su kuyularını oyabilmek için icat edilmiş büyük bir matkap motoru

7.Demir dövme makinesi

8.Spiral açma matkabı

9.Mangal’da et çevirme makinesi: Isının yükselmesiyle otamatik olarak, şişe takılmış hayvanı çeviren makine ( Bu noktada, Da Vinci’nin vejeteryan olduğunu hatırlayalım !)

10.Yatay kuyuları oymak için matkap motoru

~~~~~~

Leonardo Da Vinci’nin unutulmayan sözleri:

1.Öğretmenini geçemeyen öğrenci fukaradır!

2.Bir ırmakta ellediğimiz su, akıp gidenin sonuncusu, gelenin de ilkidir. Yaşadığımız an da böyledir!

3.Arabanı bir yıldıza bağla!

4.Aptallık rezaletten korur, arsızlık da fakirlikten!

5. Kedi tabiatın şaheseridir!

6. İnsanın kendini ifade etme becerisi çok yüksek olduğu halde , söyledikleri çoğu şey boş ve yanlış! Hayvanların komunikasyon kabiliyeti çok sınırlı olduğu halde, bizlere ulaştırdıkları bilgiler önemli ve faydalıdır! En küçük dürüstlük, en büyük yalandan iyidir!!!

7.Eşitsizlik bölgesel harekete sebep olmaktadır!

8. Bir gün gelecek, hayvanlar üzerinde uygulanan canilik, insanlar üzerinde uygulanan canilik gibi cezalandırılacak!

9. Hiçbir hayvan tarafından çekilmediği halde muazzam bir güçle hareket edecek arabalar olacak!

10.Hayatın hediyesiyle ve dünyanın güzelliği ile yetinemeyen gözü hırsla bürünmüşlerin cezası, hayatı kendilerine zehir edip dünyanın avantajlarını ve güzelliğini tadamamalarıdır!

11.Çok genç yaşta et yemeği bıraktım, çünkü biliyorum öyle bir zaman gelecek ki bugün insan katillerine baktığımız gözle yarın hayvan katillerine bakılacak!

12. “Güç” zorunlulukta doğar, özgürlükte ölür!

13. Kendisinden şüphe duymayan bir sanatçı, büyük eserler yaratamaz!

14. İşlemeyen demirin paslandığı, kullanılmayan suyun bozulduğu yada donduğu gibi, kendi haline bırakılan ruhumuz da çürüyecektir!

15. Muhtemelen insan, bütün hayvan aleminin kralıdır, zira vahşetimiz onlardan fazladır. Biz başka yaratıkların ölümüyle yaşıyoruz. Yani yürüyen mezarlıklar gibiyiz!

16. Yaşama değer vermeyenin, yaşama hakkı yoktur!

17. İstediğini yapamayan, yapabildiğini istemek zorundadır; çünkü yapamadığını istemek aptallıktır!

18. Bir tartışma esnasında otoriteye başvuran kimse aklını kullanmayandır. O daha ziyade hafızasını kullanmaktadır!

19. Nasıl iyi geçirdiğin bir gün beraberinde huzurlu bir uyku getiriyorsa, iyi geçirdiğin bir ömür de huzurlu bir ölümle noktalanacaktır!

20. Duygunun yoğun olduğu yerde üzüntü de yoğundur!

Kaynaklar:bilinmeyenler.org & kimkimdir.gen.tr

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: