Frezya

10 Nis

Bahar havaları gelmişken, sıkıcı ve boğuk ofislere hapsolmak haksızlık değil mi?

Çayırlara çimlere yayılmak, denizi hayaller deryasına döndürmek, hamak bulamayız da en azından bir salıncakta efil efil sallanmak ister canım! Taze çay da olsun önümde, çok efor harcamaya gerek yok; acıkırsak simit kıralım, peyniri, zeytini, domatesi katalım, hadi canı çok çeken için reçel, bal da koyalım sofraya… Körpecik semizotu olsun mesela, baharatlı kokusuyla roka… Çok değil, bir öğleden sonra, olmazsa öğlene kadar kalalım bu cennet parçasında.

Önümde deniz, sırtımda ağaçlar, yanımda hoş sohbetli, hafif insanlar…

Yıldım çünkü büyük konuşmalardan, egosantrik savaşlardan, stratejik ortaklıklardan, angaryalardan, idare etmeye çalışmaktan, ‘mış gibi’ yapmak ne yorucu Ya Rab!

İnsan durduk yere şair olmazmış, beni de bu havalar mahvedecek diye korkuyorum. Bahara kapılmamak da yok saymak da elde değil. O kadar da naif ki; insan bile isteye kapılmaya meylediyor.

Halbuki odaklanmalı, enerjimi toplamalı, yapılacaklar listeleri oluşturmalıyım. Bahar hasadı gibi özel hayatımı da iş hayatımı da düzene sokmalı, fazlalıklardan ve gereksizlerden kurtulmalıyım. Mesela 2 senedir yüzüne bakmadığım hırkadan da, kapısını çalmadığım dostumsudan da hızla uzaklaşmalıyım. Bekleme sırasına aldığım kitaplarımı -ki çok özledim sivil okumaları- eritmeliyim. Planlama yaparken bile rahatladığım, huzur dolduğum hobilerimle kucaklaşmalı, biraz kendimle kalmalı ve nasıl mutlu olduğumu hatırlamalıyım. Tam zamanı işte bu mevsim, bunları gerçekleştirebilmek için… Doğa uykusundan uyanırken ruhları hapsetmek niye?!

Eski günlerdeki gibi, nefes almak için Yeşilköy’e gidelim, Ataköy’de dur durak bilmeden  her gün aynı saatte yürüyen düzenli sportif komşularımıza karışalım, Beşiktaş’ın keşmekeşinden kaçıp Dolmabahçe’de kahve içelim, saatin altında bakınalım sağa sola, biraz daha menzil alıp Kadıköy’e Balon’a geçelim. (Yalnız Kadıköy’e gidip Beyaz Fırın’a uğramadan eve dönmek çok ayıplı bir harekettir nezdimde 🙂 )

Biraz özgürce nefes alsak ya?

Cıvıldayan kuşları dinlesek gözlerimizi kapatıp?

Yeniden ve coşkuyla canlanan çiçeklerin kokularını çeksek. Nergisler, sümbüller, frezyalar, papatyalar sarmış olsa etrafımızı…

Belki ufacık bir süre de olsa derin derin uyuruz bunca huzurla?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: