Arşiv | Gittim Gördüm RSS feed for this section

Taylan Erler Jazz Quartet ve Caz Ziyafeti

28 May

Yumuşacık yağan yağmurla kararan hava, cuma gecesi planlarını sinema & kahve ye çevirmeye niyetlendirse de planlanmış bir konser dinletisini çevirmeye gücü yetmedi. Azımsanmayacak bir topluluk için hem de 🙂

Mayıs ayı programına göz atarken sadece aysonunda bir etkinlik dikkatimi çekmişti ; Taylan Erler Jazz Quartet…Aslında dikkatimi çekme sebeplerinden biri ve en kuvvetlisi Jazz Quarter yazılmış olmasıydı! İmla konusunda huyluyum evet, bu günlük hayatımda çok sıkıcı ve snop gözükmeme sebep olan refleks haline getirdiğim bir takıntım  :/

Öğle saatlerinde kardeşimin hatırlatmasıyla akşam programımız yerine oturdu ve merakla konser salonunun yolunu tuttuk…Kanyon’da Caz etkinlikleri hoştu güzeldi ama bi’ dünya yol yapmak bir parça işkenceydi, burnumun dibinde bu tip etkinlikler sıklaşsın başka ne isterim :))

Okumaya devam et

Reklamlar

Takıntılı Bir Aşığın ‘Masumiyet Müzesi’

7 May

Takıntılı Aşıkların Mabedi

Geçtiğimiz Cuma günü yakın arkadaşım Berna’yla Çukurcuma‘da konuşlanan Masumiyet Müzesi‘ni ziyaret ettik. Romanı okumuş, uzun süredir açılış haberini bekleyen heyecanlı arkadaşım bana haber linkini yolladığında orta seviyelerde bir merak uyanmıştı bende. Masumiyet Müzesi’ni okumamıştım, Orhan Pamuk Edebiyatıyla yakınlığım yoktur, ancak romanı müzeleştirme fikri eğlenceli ve farklı gelmişti.

28 Nisan açılış günü de dahil yakın zamanda bolca haberi yapılan bu müzeyi detaylı olarak Cüneyt Özdemir‘in programında dinlemiştim. Oldukça detaylı bir çekim ve röportaj yapılmış…Müzeyi görünce anladım bunu.

Daha roman ortaya çıkmamışken fikrini bir mimar arkadaşıyla paylaşıp Çukurcuma’daki binayı 1999 yılında satın almış Orhan Pamuk. Ne yapmak istediğinden emin, kararını verip uygulamaya geçmiş. Planlı çalışmak/ yaşamak bilirdim de bu kadar ileriye dönük yatırım yapmak cesaret işi…

Bir romanda kurgulanan mekanın gerçeğe dönüştürülen ilk örneği olduğu için kıyaslanabilecek alternatifleri yok Masumiyet Müzesi’nin…

Okumaya devam et

Korkutucu Deha ‘Da Vinci’ [2]

4 Nis

Önceki yazımda Leonardo Da Vinci’nin dehasını korkutucu bulduğumdan bahsetmiştim. Bu yazıda dehanın bilinen biyografisini ve beni ürküten çalışmalarının fotoğraflarını paylaşmak istedim..

15 Nisan 1452 tarihinde İtalya’da doğdu. Rönesans dönemi İtalyan mimarı, mühendisi, mucidi, matematikçisi, anatomisti, müzisyeni, heykeltıraşı ve ressamıdır. En tanınmış yapıtları Mona Lisa (1503 – 1507) ve Son Yemek’tir (1495 – 1497). Rönesans sanatını doruğuna ulaştırmış, yalnız sanatla değil, çeşitli alanlardaki araştırmaları ve buluşlarıyla da tanınan, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sanatçılarından biridir.

Leonardo, genç bir noter olan Ser Piero da Vinci’nin ve muhtemelen bir çiftçi kızı olan Caterina’nın evlilik dışı çocuğu olarak Vinci kasabası yakınlarındaki Anchiano’da dünyaya geldi. Avrupa’daki modern isimlendirme kurallarının yerleşmesinden önce dünyaya tam ismi, “Vincili Piero’nun oğlu Leonardo” manasına gelen “Leonardo di Ser Piero da Vinci“dir. Eserlerini “Leonardo” ya da “Io, Leonardo (Ben, Leonardo)” olarak imzalamıştır.

Somut kanıtlar bulunmasa da, Leonardo’nun annesi Caterina’nın, babası Piero’ya ait Ortadoğulu bir köle olduğu tahmin ediliyor. Babası, Leonardo’nun
doğduğu yıl, Albiera adındaki ilk eşi ile evlendi, Caterina ile hiçbir zaman evlenmedi.

Okumaya devam et

Korkutucu Deha ‘Da Vinci ‘

28 Mar

04.10.2011 tarihli yazımdan…

 


Tüm insanlığın tanıdığı, en azından bir kez Mona Lisa’sını gördüğü, adını duyduğu büyük deha Leonardo Da Vinci’nin icatları sergisini ziyaret ettim. Geçen yazımın baş kahramanı Cuma günü yine…

Sergi İstanbul’a ayak basmadan uzun zaman önce -benim canım torunum- haberini almış, ajandana yaz mutlaka gidelim açıldığında diye tembihlemişti. Meraklı heyecan halim, mevzuyu ajandaya not ettikten birkaç gün sonra uçup gitmişti. Ta ki serginin açılacağı hafta torunum özenle hatırlatana kadar… Kurstan çıkıp eve geldiğim karanlık Cuma (hava durumundan ötürü) öğleden sonrası, ben nefeslenirken ve günü özet geçerken torun hazırlandı,  “Gitsek mi gitmesek mi.. Hava da pek kötü” diye mızmızlanırken biz çıktık 😉

Merter’de Efes Fabrikasının arkasında birkaç yıl önce Meydan adında bir AVM kurulmuş ancak sakinliği ve mağaza düzenleri alışık olduğum curcuna içinde değil. “Yeme İçme Meydanı” yetersiz çeşit barındırsa da iş görüyor. En büyük problem bu merkezde de taksi… Açılış zamanı taksi durağı da vardı AVM bünyesinde ancak yeterli talep olmayınca taksi durağı kaldırılmış, o zamandan beri güvenlik görevlilerinin yoldan geçen taksileri çevirerek eli kolu poşet dolu müşterilere yönlendirmesi çabasıyla kotarılmaya çalışılıyor. [AraNot: Bu “Güvenlik Görevlisi” mantıksızlıklarına önümüzdeki zamanda dokunmak niyetindeyim, takipte kalın…]

 

Okumaya devam et

Maskelerin Sırrı’nı Gördünüz mü?

23 Mar

Birkaç gündür eve kapatmıştım kendimi…Mevsim dönüşleri sancılı oluyor bende, bir ruh dengesizliği çörekleniyor ki düşman başına! Bozuk plaklara dönen uyku düzensizliğimle beraber sabaha kadar oturup, imamı duyduktan sonra uykuya teslim olurken günün de ne bereketi kalıyor ne de kullanılacak saatleri…İşler, yapılacaklar biriktikçe daha da tembellik çöküyor, yemek düzeni de yerle yeksan, öğünler birbirinin içine geçmiş, mide isyanda; evlere şenlik yani durum 🙂

Bu gidişe bir “dur!” demek ve biraz sosyalleşmek amacıyla çıktık Marmara Forum‘a gittik. Hem ticaret hem ziyaret modeli…Alışveriş, yeni sezon için önçalışmalar, vitrinlerle yeni yeni hazırlanan reyonlarla bakışmalar, birkaç insan telaşesi ve ufak bir “sufle” molası vermekti niyetimiz…Sufle torunum için son haftaların tutkuyla beklenen ama bir türlü ulaşılamayan tadı olageldi…

Girişte gördük ki Orçun İlter_Maskeler sergisi ilanı var, asansörün önündeki tanıtım panosuyla fotoğraf çektiren turistler de mevzuyu şenlendirince sergi alanını ziyaret etmek şart oldu! Benim torun pek meraklıdır sanatsal organizasyonlara, yeni şeyler görelim öğrenelim hallerimiz pek uyumlu maşallah :))

Tüm ziyaret noktaları bitip ufak ufak eve yollandığımızda 1.katta (Carrefour’un olduğu kat) sergi alanına yöneldik, alışveriş arabamız torunumun idaresinde…Keşke fotoğraf makinemi alsaydım hayıflanmaları…Hep de böyle olur; ne zaman makinemle gözgöze gelip “lazım olmaz” dediğimde güzel ve bir daha bulamayacağım bi’şey kaçırırım..Sonradan pişman olsam da iş işten geçer gider… Yine böyle oldu 🙂

Genç kuşak seramik sanatçılarından Orçun İlter’in ‘Venedik’ten İstanbul’a Maskelerin Sırrı’ isimli maske sergisinin açılışı 7 Mart akşamı yapılmış.

Okumaya devam et

Orkestrada Kadın Eli (Feministanbul)

10 Mar

Merakla beklediğim(Bakınız..) Feminİstanbul konseri oldu, bitti. Gün içindeki telaşların yanıbaşında minik heyecan kıpırtıları olur bende, eğer o akşam bir organizasyon planım varsa…Yine böyle geçti gün, salona girene kadar 🙂

Nedendir bilinmez, bilet satılan organizasyonlarda insanlar istedikleri yere rahatça oturabiliyorlar. Yeni yetme çocuklar/gençler de değil bunu yapan, dedeler ve nineler…Onların adap kurallarına uymasını bekliyorum doğal olarak…Ama yok, bu kaçıncı sefer, koltuğumda başkaları oturup bir de iddia ediyor burası bizim diye…İlk kim gördüyse onundur  kafası her yerde :/ En güzeli ve doğrusu yer gösteren görevlilere sakince durumu anlatmak. İşin komiği görevliyle de iddialaştılar 🙂 “Bizim biletimiz yok, oturduk” dediler, güzelce de yerleşmişler rahat rahat…Sonunda bizim koltuklardan kalkıp ön sıramıza geçtiler! Tripodlu bir taze ergen konser boyunca kamerasını çalıştırdı, boyundan uzun makineyi ayarladı durdu…İçimden kırmak geldi o minik zımbırtıyı…

Seyircilerin, dinleyicilerin saygısızlıkları sinirime dokunuyor. Tıkırdatılan pet şişeler, patlayan flaşlar, sesli çekimler, müzikle aşka gelip dedikodu fırtınası koparanlar…

Okumaya devam et

İncesaz’dan Yumuşacık Ezgiler

26 Şub

Bu kışın son dönemeçleri konser etkinlikleri açısından pek bereketli geçiyor…Gidip dinleyip zevkten 4köşe olduğum ama sırası gelemeyen konserler var cebimde 🙂 Vakit buldukça paylaşmak niyetindeyim hepsini.Bu akşam sıra İncesaz konserinde…

Bakırköy’ün sessiz sakin bir köşesinde konuşlanan Cem Karaca Kültür Merkezi‘nde her ay önceden programı belirlenmiş etkinlikler yapılıyor. Ay sonlarında bir sonraki ay için hazırlanmış etkinlik ajandasını kitapçık olarak bulabilirsiniz. Beğenip katılmak istediklerinizi de ajandanıza aldınız mı tamamdır 🙂 Konserler genellikle ücretsiz oluyor ancak mümkünse konser gününden önce gişeden biletinizi almanızı tavsiye ederim. -Devamını Oku…>

Feminİstanbul; Tek Kadın Orkestramız

20 Şub

Kar kış ve yeniyıl ertesi mayışıklıkla beraber konser maratonuma ara vermiştim bir süredir. Okulumdaki etkinlikler her zaman öncelikli takibimde oluyor. Mekanı tanıyorum, gidiş dönüş güzergahını adım gibi biliyorum, konser bitiş saatleri de benim için önemli…Böylece 7 Mart akşamı düzenlenecek,  Dünya Kadınlar Günü için organize edildiğini düşündüğüm Feminİstanbul konseriyle molamı sonlandırıyorum 🙂

Feminİstanbul, tüm üyeleri hanımlardan oluşmuş bir Oda Orkestrası. Adı çok hoşuma gitti 🙂 Bu tip ortak harfli kelimeleri seviyorum ama yaratıcılık konusunda yetersiz kalıyorum.

Feminİstanbul’u tanımak için biletix etkinlik sayfasındaki bilgilere bakalım öncelikle ;

Türkiye’deki iki kadın orkestrasından biri olan Feminİstanbul, – Devamını Oku…>

Çelik Yumruklar (Real Steel)

14 Şub

Filmleri büyük perdede, sinema salonlarında izlemeyi severim. Yalnız gitmiş olsanız bile salonda sizinle aynı perdeye bakan insanların tepkilerini hem paylaşır hem ölçersiniz. Sinema salonu dışında evde, bilgisayar başında film izlemeyi keyifli bulmadım hiçbir zaman…Hele de görsel efektleri bol aksiyon, bilimkurgu filmleri için minik ve donuk ekran mevzuyu öldürür çoğunlukla.

Ama bir şekilde vizyondayken kaçırdığınız ya da ilinize, ülkenize gelmemiş filmleri izlemek için de başka bir yol yok…Ya orjinal dvd nin çıkmasını bekleyeceksiniz, ya da netten izleyeceksiniz 🙂

Evde bilgisayar başında can sıkıntıma boğulurken “Neden film izlemiyorum ki? Kaçırdığım, izlemek istediğim yığınla film vardır” derken her ruh halim için öncelikli tercihim olacak bir bilimkurgu yapım çıktı karşıma… – Devamını Oku…>

Bir ‘Farid Farjad Konseri’ Macerası

5 Şub

Ertelediğim ama mutlaka paylaşmak istediğim yazılardan biri bugüne kısmet oldu. Ekim ayı sonlarında (2011) Farid Farjad konseri olacağını haber aldım. Benim artık klasikleşen “Gitsem mi gitmesem mi?” ikilemlerim bileti satın almamla son buldu 🙂

Büyük bir merak ve mutlulukla gittiğim konserde olanları aktarmak istedim. Artık olayın şokundan mı dersiniz yoksa benim tembelliğimden mi, bugüne kadar yazmadım yazamadım ya da…

Binbir hevesle okul/ Capacity biletix arası mekik dokuyup aldığım biletim ;

Mevzuya girmeden önce bir ön bilgi alalım, Farid Farjad’ın biyografik bilgilerine wikipedi aracılığıyla göz atalım 😉

Farid Farjad (Farsça: فرید فرجاد), Fars asıllı ABD vatandaşı(Artık Türk vatandaşı) keman virtüözü. “Kemanı ağlatan adam” olarak bilinir ve dünyanın en iyi keman virtüözlerinden birisi olarak kabul edilir.

– Devamını Oku…>