Tag Archives: deha

Tuluyhan Uğurlu’nun notalarıyla İstanbul

14 Eki

Ekim ayı fena geçmiyor evet, maşallah 🙂 Geçtiğimiz Cuma gecesi Tuluyhan Uğurlu ile Piyano Başında İstanbul Sohbetleri temalı bir dinletiye gittim.

100_1878

Kendisini ilk kez canlı olarak dinledim. Harika çocuk olarak seçilişinden, İstanbul Kanatlarımın Altında film müzikleri için Love Story nin notalarını ayna aksiyle besteleyişinden, babasının vefat ettiği gün konserine çıkıp konserini babasına adayışından, İstanbul Dünya Kültür Başkenti projesinde bestesinin kullanıldığından  haberdardım evet; ancak karşımda böyle yumuşak tonlu, bizimle sohbet etmek isteyen, heyecanını ve samimi duygularını rahatlıkla paylaşabilecek bir piyanist beklemiyordum karşımda.

100_1872

Şaşkınlığım hızla hayranlığa bıraktı yerini. Müziği çok severim, ancak beste yapan müzisyenlere ve sanatçılara başka türlü bir saygı ve hayranlık duyarım. Görmek, yorumlamak ve aktarmak meselesi biz normal insanların yapamadığı şeyler.

100_1873

Öyle ki Venüs ün balkonundan İstanbul’u seyreden biri neler görebilir hadi notalara dökelim bunu dediğinde ağzım da dimağım da açık kaldı! Ne dedi ne dedi diye isyan ederken gayet Venüs’ün ışık olduğundan, yolunu kaybedenler için rehberlik ettiğinden falan bahsetmeye başladı ki bu tip zihinlerin nasıl şekillendiğine dair kırıntı kadar bir tahminde ya da hayal de buldum kendimi.

100_1884

Mimar Sinan’a olan saygısı ve benimseyişi çok şıktı, yarı politik yorumları beni yine şaşırttı çünkü Büyükşehir Belediyesi çatısı altında bu tip açıklamalar beklemezdim, çok hoşuma gitti. Viyana’dan, İstanbul’dan geceli gündüzlü telaşeden, Ayasofya’dan, tarihten, dünden bugünden gelecekten, hayata bakışından, beste yapmak isteyen bir sanat sevdalısının nasıl yol izlemesi gerektiğine kadar birçok çeşitli konudan bahsetti. 

Daha önce Da Vinci için ürkütücü deha demiştim ancak bu gece anladım ki bana ürkütücü gelen şeyin ta kendisi deha! Piyanonun tuşlarına vururken kendini kaptırması, beni ürküten tonlamalarıyla sesiyle eşlik edişi, piyanoya doğru gidip gelişleri, ayağa kalkıp oturup uzanıp sanki parmakları esir olmuş da parça bitmeden kurtulamazmış gibi notaların içinde çırpınması çok etkiledi beni.

100_1880

Hayatın anlamına varabilmiş çok az insan birşeyler üreterek var olabileceklerinin farkında. Herkes kendi gücünde, vizyonunda birşeyler katmaya çalışıyor, son zamanlarda bunları rahatlıkla paylaşabildikleri için haberdarız. Ancak müzik gibi aslında soyut kavramlarda yaşayarak elle tutulur ya da kulakla duyulur hale getirilebilecek minicik parçalar oluşturan insanlara kocaman kocaman hayranlık duyuyorum 😉

Başka bir gezegende yaşamadığınızın farkındayım, aynı havayı teneffüs edip aynı elmayı, zamanı tüketiyoruz. Ve fakat görme yeteneğinizin ne denli gelişmiş olduğu belirsiz, ölçülemez…Belki bu tip konserlerde, paylaşımlarda minik minik hissedilebilir.

NOT: youtube’a kendi çektiğim 2 dakikalık videoyu yüklemek 1 saat sürdüğünden fenalık geçiriyorum ve bu konserde video kaydı almadım. Zaten ruh halim karmakarışık oldu 10 poz fotoyu ancak çekebildim keyiften 🙂  Videolar youtube aramasıyla eklenmiştir bilginize 😉

Reklamlar

Korkutucu Deha ‘Da Vinci’ [2]

4 Nis

Önceki yazımda Leonardo Da Vinci’nin dehasını korkutucu bulduğumdan bahsetmiştim. Bu yazıda dehanın bilinen biyografisini ve beni ürküten çalışmalarının fotoğraflarını paylaşmak istedim..

15 Nisan 1452 tarihinde İtalya’da doğdu. Rönesans dönemi İtalyan mimarı, mühendisi, mucidi, matematikçisi, anatomisti, müzisyeni, heykeltıraşı ve ressamıdır. En tanınmış yapıtları Mona Lisa (1503 – 1507) ve Son Yemek’tir (1495 – 1497). Rönesans sanatını doruğuna ulaştırmış, yalnız sanatla değil, çeşitli alanlardaki araştırmaları ve buluşlarıyla da tanınan, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sanatçılarından biridir.

Leonardo, genç bir noter olan Ser Piero da Vinci’nin ve muhtemelen bir çiftçi kızı olan Caterina’nın evlilik dışı çocuğu olarak Vinci kasabası yakınlarındaki Anchiano’da dünyaya geldi. Avrupa’daki modern isimlendirme kurallarının yerleşmesinden önce dünyaya tam ismi, “Vincili Piero’nun oğlu Leonardo” manasına gelen “Leonardo di Ser Piero da Vinci“dir. Eserlerini “Leonardo” ya da “Io, Leonardo (Ben, Leonardo)” olarak imzalamıştır.

Somut kanıtlar bulunmasa da, Leonardo’nun annesi Caterina’nın, babası Piero’ya ait Ortadoğulu bir köle olduğu tahmin ediliyor. Babası, Leonardo’nun
doğduğu yıl, Albiera adındaki ilk eşi ile evlendi, Caterina ile hiçbir zaman evlenmedi.

Okumaya devam et

Korkutucu Deha ‘Da Vinci ‘

28 Mar

04.10.2011 tarihli yazımdan…

 


Tüm insanlığın tanıdığı, en azından bir kez Mona Lisa’sını gördüğü, adını duyduğu büyük deha Leonardo Da Vinci’nin icatları sergisini ziyaret ettim. Geçen yazımın baş kahramanı Cuma günü yine…

Sergi İstanbul’a ayak basmadan uzun zaman önce -benim canım torunum- haberini almış, ajandana yaz mutlaka gidelim açıldığında diye tembihlemişti. Meraklı heyecan halim, mevzuyu ajandaya not ettikten birkaç gün sonra uçup gitmişti. Ta ki serginin açılacağı hafta torunum özenle hatırlatana kadar… Kurstan çıkıp eve geldiğim karanlık Cuma (hava durumundan ötürü) öğleden sonrası, ben nefeslenirken ve günü özet geçerken torun hazırlandı,  “Gitsek mi gitmesek mi.. Hava da pek kötü” diye mızmızlanırken biz çıktık 😉

Merter’de Efes Fabrikasının arkasında birkaç yıl önce Meydan adında bir AVM kurulmuş ancak sakinliği ve mağaza düzenleri alışık olduğum curcuna içinde değil. “Yeme İçme Meydanı” yetersiz çeşit barındırsa da iş görüyor. En büyük problem bu merkezde de taksi… Açılış zamanı taksi durağı da vardı AVM bünyesinde ancak yeterli talep olmayınca taksi durağı kaldırılmış, o zamandan beri güvenlik görevlilerinin yoldan geçen taksileri çevirerek eli kolu poşet dolu müşterilere yönlendirmesi çabasıyla kotarılmaya çalışılıyor. [AraNot: Bu “Güvenlik Görevlisi” mantıksızlıklarına önümüzdeki zamanda dokunmak niyetindeyim, takipte kalın…]

 

Okumaya devam et