Tag Archives: fotoğraf

Hadi Bakalım Grubu “Onlar Bizi Bekliyor” Etkinliği

23 Ara

Bazı konular vardır o kadar dikkatle yaklaşmak gerekir ki olayın içinde olmayanlara aktarırken aşırılığa kaçmak an meselesidir, esas hedeften ya da samimiyetten uzaklaşabilirsiniz anlatırken.


son

Geçen haftasonu içtenlikle hazırlanan, el emeklerini göz nurlarını kalpten döken, tüm imkanlarını seferber edip çıkan engelleri çifter çifter aşan azimli Hadi Bakalım hanımlarıyla Göztepe Semiha Şakir Huzurevi’ndeydik. İyi ki oradaydım, onlarlaydım. Aylar önceden proje fikri çıkmış, el örgüsü şallar, battaniyeler hazırlanacağı salık verilmişti. Üyelerin verdiği boş gazlar sönüp sözler havada kalınca grup başkanımız Billur Hanım (Türkoğlu Phelps) yeniden örgütlendi 🙂 Zekiye Hanım’ın ev sahibeliğinde haftada 2 gün toplanan şefkatli eller ekibimiz onlarca şal, diz battaniyeleri ördü.

benTontonlarımızın “El öpenlerin bol olsun evladım” dilekleriyle… 🙂

oturma

Şefkatli eller ekibi;

*Goblen sanatçısı Handan Hanım (Küçükkutlu)

*Sıcacık gülümseyen fotoğrafçımız Hale Hanım (Elmacı)

*Gece gündüz üreten pamuk kalplilerimiz Nalan Hanım (Var) ve Nazlıcığım (Eray)

*Sohbeti insanın ruhunu ısıtan Suna Hanım (Gürkem)

*On parmağında on marifet olan kırkyama sevdalısı Lale Hanım (Kızmaz)

*Tabi ki grup başkanlarımız, bu güzelliğin mimarları Zekiye Hanım (Ensari) ve Billur Hanım ile grubumuzun yakışıklısı Vegas (Billur Hanım’ın muhabbetli kuşu 🙂 )

*Zekiye Hanım’ın öğrencileri, velilerini unutmak olmaz 🙂 Elleri dert görmesin hiçbirinin…

kestaneAğızları tatlandırma molası 😉

İstanbul dışında yaşayıp ciddi anlamda katkı yapan hanımlardan aklımda kalan isimler Nilüfer Hanım (Bekar) ve Pelin Hanım (Oransal Erol) oldu. Çok sayıda ve projeye uygun parçalar yollamışlardı, atölye günlerinde bu parçalar birleştirildi.

Marifetli, pamuk kalpli hanımlarımızın bir de sürpriz destekçisi oldu bir anda. Yavuzlar Spot firması sahibi Süleyman Bey atölyemize yüzlerce paket yolladı. Fahri sponsorumuz oldu 🙂 Bundan sonraki etkinliklerimiz için de ciddi bir stok sağladı böylelikle.

billur&slymnBillur Hanım (Türkoğlu Phelps) ve Adana’dan uçup etkinliğimize katılan Süleyman Bey (Yavuzlar Spot)

Ben de uzaklardan etrafı kolaçan ediyorum 🙂

Kardı yağmurdu hastalıktı derken beklenen gün geldi, pazar günü bagajlar dolusu paketle Semiha Şakir’in kapısındaydık 🙂 Billur Hanımcığım kırmızı mis kokulu karanfiller almış gelirken. En sevdiğim çiçektir karanfil 🙂

billurgl

El örgüsü şallar ve diz battaniyeleri Huzurevi’ndeki hanımlar için hazırlandı ve tabi ki beyler unutulmadı 🙂 Onlar için de çoraplar paketlendi. Takım takım iç çamaşırları ve pijamalar makbuz karşılığı yönetime teslim edildi. Kışın vazgeçilmez minik lezzeti kestane kebaplar yapıldı, hoş sohbetler, gülüşmeler, iz bırakacak kucaklaşmalarla dolduk taştık hepimiz.

nazlıKar kış demeden İstanbul’un bir ucundan diğerine, hiç devamsızlık yapmadan atölyeye yetişen, grubumuzun maskotu canımız Nazlı “çaylarrrrr” pozuyla 😀

Elbette madden hiç bir şeye ihtiyaçları yok, güleryüzünüz ve hoşsohbetiniz oradaki tatlı delikanlıları hanımefendileri cezbedecek yegane şey 🙂 Hepimiz gibi onların da anlatılmayı bekleyen upuzun hikayeleri var. Narin ellerini öptüğünüzde incecik titremeye başlıyorlar, dokunaklı olmak değil niyetim, bilin nasıl mutlu olduklarını 🙂

grup

Doğrusu çekincelerim vardı kendimle ilgili, donuk kalır insanları tedirgin edersem diye…Ancak öyle tatlı bir gün geçirdim ki, tebessüm eden yüzleri hala gözümün önünden gitmiyor. Sağlıklı zamanları olsun inşallah…

Mühim Notlar:

*Eğer grup organizasyonu yapacaksanız, verilen sözlere güvenmeyin, vaad edilenlerle icraatlar birbirini tutmazsa canhıraş işe girişmek zorunda kalabilirsiniz 😉 Bilmem anlatabildim mi…

*Yiyecek, içecek getirmeden önce idareye danışın.  Tahmin edersiniz ki her kişinin farklı tıbbi geçmişi, bazı rahatsızlıkları olabilir belli yaşın üzerinde. Ne siz mahcup olun ne onların aklına sokun yasaklı bir şeyleri 😉

*Ziyaretlerinizi haftaiçi ya da haftasonu gerçekleştirebilirsiniz.

*Huzurevinde salonun bir köşesi de hanımların beylerin el emeklerinin satışa sunulduğu minik masalar için ayrılmış. Bu sabit kermesten alışveriş yapabilir, minik katkılarda bulunabilirsiniz. Ya da kendi ürünlerinizi bırakabilir, satıştan elde edilecek gelir idareye bırakırsınız.

*Paylaşmak istediğiniz kullanılmamış her türlü giyecek için idareyle ön görüşme yapmanızı öneriyorum. Bizim grup başkanlarımız sağolsun Billur Hanım ve Zekiye Hanım konuya tamamen hakimlerdi, bizleri doğru yönlendirdiler.

*Çalışan personelin de gönlünü almayı unutmayın 🙂 Bizlere çok yardımcı oldular teşekkürler ederim…

*Merak edenler için; fotoğraf makinesi ve kameralar sadece ortak alanda kullanılabilir, aklınızda bulunsun.

grupp

Proje mimarımız Billur Hanım ve Zekiye Hanımlara,

İsmini unuttuğum, emeği geçen, kalbi bizimle olan herkese teşekkür ederim. 

Facebook üzerinden bizi ve gelecek projelerimizi takip edebilir, siz de yanımızda olabilirsiniz 😉 

Arama çubuğuna “HADİ BAKALIM” yazdığınızda çıkacak gruptayız 😉 

Reklamlar

Hadi Bakalım Grubu Yardımlaşma Etkinliği

23 Kas

Yardımlaşmak dinimizde, kültürümüzde, sosyal ahlakımızda her zaman büyük yeri olan ancak ne yazık ki sadece felaket anlarında ya da ilerleyen yaşlarda akla gelen en kıymetli faaliyettir.

ütüBillur Hanım benim için güzel bir kare hazırlamış 🙂 Bayıldım ki ben buna! Teşekkürler ederim 😉 

Kısa süre önce bir sosyal sorumluluk projesi sebebiyle üye olduğum, ve 2 Kasım’da düzenlenen Matine’de yüzyüze tanışma şansı yakaladığım Hadi Bakalım grubu ile dün tekrar biraraya geldik.

100_2083

 

Amaç aylar önceden belirlenmiş, sözler alınmış, heyecanla hazırlıklar başlamıştı. Kırkyama (patchwork) ve/veya yün parçalar hazırlanacak, her katılımcı hazırladığı parçaları belirtilen adrese kargolayacaktı. Parçaların birleştirilmesi yine gönüllü Hadi Bakalım üyeleri tarafından yapılacak ve sonunda ortaya çıkanlar bir hayır kurumuyla paylaşılacaktı.

100_2072

Ancak hayatın telaşesi, cilveleri, söz veren bazı kişileri geride bırakmış olacak ki planlananın ve beklenenin altında bir katılım oldu. Ancak niyet hayırlı, katılımcılar da azimli olunca yarıda bırakmak olmaz deyip var güçleriyle eksiği kapatmaya çalışan, haftanın belli günleri biraraya gelip voltranı oluşturan kocaman yürekli hanımlarlaydım dün 🙂 Elleri kolları dert görmesin…

Hava karanlık, yağmurlu, içini ürperten rüzgarlarla savuran bir sabahta Bakırköy-Kadıköy İDO ile başladı yolculuğum.

Elimde annemin hazırladığı pazar çantam, içinde paketlenmiş, bantları açılmamış yün yumaklar…Soğuk günü ısıtmak için kahve ve çikolata yol arkadaşlarım oldu Kadıköy’e kadar.

100_2074

Denizotobüsünden indiğim anda telefonum çaldı ki, sözleştiğimiz gibi Suna Hanım (Gürkem) gelmiş, Balon Cafe’de beni bekliyormuş 🙂 Sıcacık, insana enerji veren bir hali tavrı var Suna Hanım’ın…Hadi Bakalım Matine’de tanıştığımızda da aynı hissi duymuştum 🙂 Keyifli bir sohbet eşliğinde sabah kahvelerimizi içtik.  Grubun bel kemiği, üyelerin yakıştırmasıyla Hadi Bakalım Cumhuriyeti’nin kurucusu Billur Hanım’ı(Türkoğlu Phelps) beklerken su gibi geçti zaman 🙂

Arabada bizi bekleyen Nazlı (Eray) ve günün yakışıklısı Vegas’la(Billur Hanım’ın muhabbet kuşu) güle oynaya, güzel haberler alarak Göztepe Köprüsüne doğru yollandık.

100_2075

Cumaları ve bazı pazartesileri tığını yününü kapan hanımlar Halil Turkan İlköğretim Okulu’nun yolunu tutuyor. Zekiye Hanım (Ensari) sorumluluğunda tüm içtenlikleriyle şallar, diz battaniyeleri örüyorlar…

Verilen ölçüye uymayan parçaları revize edip renklerine göre eşleştirip birleştirme işine girişiyorlar. Hazır olan battaniye ve şalları da ütü için biriktiriyorlar. Sonrasında paketlenecek her birisi ve bir şefkatevine götürüp, yaşlarını almış dedelerimizin ninelerimizin dizlerini omuzlarını ısıtacaklar inşallah 😉

100_2081

Okula vardığımızda çalışmalar çoktan başlamıştı. Biz de nefeslenip eteğimizde ne varsa döktük sırayla :)) Annemin yünleri uygun parçalarla eşleşince pek hoşuma gitti 🙂 İşe yaramak, işe yarayan birşeyin minicik bi parçası olabilmek ne güzel şey!

ütü

Ben tığ işinden hiç anlamadığım için ütü görevini üstlendim. Onu yapabilirim dedim 🙂 Severim de zaten…Binbir emekle örülmüş şal ve battaniyelerin bir kısmını ütüledim. Bu arada sohbet muhabbet  2 dakika durmadı 😀

Önceki atölye buluşmasında yolladığım kumaşları birleştirip diz örtüsüne çeviren Lale Hanım (Kızmaz) da geldi 🙂 Ellerine sağlık tekrar…

mkelebek mcicekBöyle yolladım bakın sonuç nasıl olmuş 😉 

benimkiBakınız benim minikler Lale Hanım’ın dokunuşuyla hazır olmuş 🙂

Pıtır pıtır ören Nalan Hanım (Lebibe Sultan) da  bizden önce gelmişti 🙂

Fotoğrafları çekerken gülerek poz veriyoruz evet ama fotoğraflanmıyorken de tebessüm eden hanımlar gördüm ben dün. İnsanın yaptığı iş yüzüne de yansıyormuş demek 🙂

Çay molasında tattığım leziz kek için Billur Hanım’ın, onca yoldan bize aşure getiren Nazlı’nın ellerine sağlık 🙂

Zekiye Hanım’ın kendi öğrencilerine bizim etkinliği ev ödevi vermesine bayıldım 🙂 Birbirine uyumlu parçaları hazırlayıp paketleyip hanımların ellerine tutuşturdu 🙂 Nasıl birleştireceklerini de belirtmeyi unutmadı… Hanımların hepsi de böyle bir hayır işine içtenlikle destek veriyorlar, sağolsunlar 😉

yünYün parçalarım hangileriyle eşleşti bilmiyorum henüz 🙂

 

Fikir kimden çıktıysa çıksın, projeyi tamamlayan, canla başla çalışan, vaktinden ve kendinden fedakarlık edip oraya gelen, gelemese de desteğini esirgemeyen herkesten Allah razı olsun…

 

Tuluyhan Uğurlu’nun notalarıyla İstanbul

14 Eki

Ekim ayı fena geçmiyor evet, maşallah 🙂 Geçtiğimiz Cuma gecesi Tuluyhan Uğurlu ile Piyano Başında İstanbul Sohbetleri temalı bir dinletiye gittim.

100_1878

Kendisini ilk kez canlı olarak dinledim. Harika çocuk olarak seçilişinden, İstanbul Kanatlarımın Altında film müzikleri için Love Story nin notalarını ayna aksiyle besteleyişinden, babasının vefat ettiği gün konserine çıkıp konserini babasına adayışından, İstanbul Dünya Kültür Başkenti projesinde bestesinin kullanıldığından  haberdardım evet; ancak karşımda böyle yumuşak tonlu, bizimle sohbet etmek isteyen, heyecanını ve samimi duygularını rahatlıkla paylaşabilecek bir piyanist beklemiyordum karşımda.

100_1872

Şaşkınlığım hızla hayranlığa bıraktı yerini. Müziği çok severim, ancak beste yapan müzisyenlere ve sanatçılara başka türlü bir saygı ve hayranlık duyarım. Görmek, yorumlamak ve aktarmak meselesi biz normal insanların yapamadığı şeyler.

100_1873

Öyle ki Venüs ün balkonundan İstanbul’u seyreden biri neler görebilir hadi notalara dökelim bunu dediğinde ağzım da dimağım da açık kaldı! Ne dedi ne dedi diye isyan ederken gayet Venüs’ün ışık olduğundan, yolunu kaybedenler için rehberlik ettiğinden falan bahsetmeye başladı ki bu tip zihinlerin nasıl şekillendiğine dair kırıntı kadar bir tahminde ya da hayal de buldum kendimi.

100_1884

Mimar Sinan’a olan saygısı ve benimseyişi çok şıktı, yarı politik yorumları beni yine şaşırttı çünkü Büyükşehir Belediyesi çatısı altında bu tip açıklamalar beklemezdim, çok hoşuma gitti. Viyana’dan, İstanbul’dan geceli gündüzlü telaşeden, Ayasofya’dan, tarihten, dünden bugünden gelecekten, hayata bakışından, beste yapmak isteyen bir sanat sevdalısının nasıl yol izlemesi gerektiğine kadar birçok çeşitli konudan bahsetti. 

Daha önce Da Vinci için ürkütücü deha demiştim ancak bu gece anladım ki bana ürkütücü gelen şeyin ta kendisi deha! Piyanonun tuşlarına vururken kendini kaptırması, beni ürküten tonlamalarıyla sesiyle eşlik edişi, piyanoya doğru gidip gelişleri, ayağa kalkıp oturup uzanıp sanki parmakları esir olmuş da parça bitmeden kurtulamazmış gibi notaların içinde çırpınması çok etkiledi beni.

100_1880

Hayatın anlamına varabilmiş çok az insan birşeyler üreterek var olabileceklerinin farkında. Herkes kendi gücünde, vizyonunda birşeyler katmaya çalışıyor, son zamanlarda bunları rahatlıkla paylaşabildikleri için haberdarız. Ancak müzik gibi aslında soyut kavramlarda yaşayarak elle tutulur ya da kulakla duyulur hale getirilebilecek minicik parçalar oluşturan insanlara kocaman kocaman hayranlık duyuyorum 😉

Başka bir gezegende yaşamadığınızın farkındayım, aynı havayı teneffüs edip aynı elmayı, zamanı tüketiyoruz. Ve fakat görme yeteneğinizin ne denli gelişmiş olduğu belirsiz, ölçülemez…Belki bu tip konserlerde, paylaşımlarda minik minik hissedilebilir.

NOT: youtube’a kendi çektiğim 2 dakikalık videoyu yüklemek 1 saat sürdüğünden fenalık geçiriyorum ve bu konserde video kaydı almadım. Zaten ruh halim karmakarışık oldu 10 poz fotoyu ancak çekebildim keyiften 🙂  Videolar youtube aramasıyla eklenmiştir bilginize 😉

Taylan Erler Jazz Quartet ve Caz Ziyafeti

28 May

Yumuşacık yağan yağmurla kararan hava, cuma gecesi planlarını sinema & kahve ye çevirmeye niyetlendirse de planlanmış bir konser dinletisini çevirmeye gücü yetmedi. Azımsanmayacak bir topluluk için hem de 🙂

Mayıs ayı programına göz atarken sadece aysonunda bir etkinlik dikkatimi çekmişti ; Taylan Erler Jazz Quartet…Aslında dikkatimi çekme sebeplerinden biri ve en kuvvetlisi Jazz Quarter yazılmış olmasıydı! İmla konusunda huyluyum evet, bu günlük hayatımda çok sıkıcı ve snop gözükmeme sebep olan refleks haline getirdiğim bir takıntım  :/

Öğle saatlerinde kardeşimin hatırlatmasıyla akşam programımız yerine oturdu ve merakla konser salonunun yolunu tuttuk…Kanyon’da Caz etkinlikleri hoştu güzeldi ama bi’ dünya yol yapmak bir parça işkenceydi, burnumun dibinde bu tip etkinlikler sıklaşsın başka ne isterim :))

Okumaya devam et

Bir ‘Farid Farjad Konseri’ Macerası

5 Şub

Ertelediğim ama mutlaka paylaşmak istediğim yazılardan biri bugüne kısmet oldu. Ekim ayı sonlarında (2011) Farid Farjad konseri olacağını haber aldım. Benim artık klasikleşen “Gitsem mi gitmesem mi?” ikilemlerim bileti satın almamla son buldu 🙂

Büyük bir merak ve mutlulukla gittiğim konserde olanları aktarmak istedim. Artık olayın şokundan mı dersiniz yoksa benim tembelliğimden mi, bugüne kadar yazmadım yazamadım ya da…

Binbir hevesle okul/ Capacity biletix arası mekik dokuyup aldığım biletim ;

Mevzuya girmeden önce bir ön bilgi alalım, Farid Farjad’ın biyografik bilgilerine wikipedi aracılığıyla göz atalım 😉

Farid Farjad (Farsça: فرید فرجاد), Fars asıllı ABD vatandaşı(Artık Türk vatandaşı) keman virtüözü. “Kemanı ağlatan adam” olarak bilinir ve dünyanın en iyi keman virtüözlerinden birisi olarak kabul edilir.

– Devamını Oku…>

Yağmur, Kar ve Beyoğlu

17 Oca

İstanbul havasının özellikle kış vakti dengesiz olduğunu söylerler bilir misiniz?

Baharı 1-2 hafta sürerken yazı durmadan kavurup kışı insanı her gün sersemletebilir!

Evden çıktığınızda hafif atıştıran yağmur damlaları, Taksim’e vardığınızda sağanak yağmura, siz alışveriş aşkıyla yanıp tutuşurken karla karışık yağmura dönebilir. İşte bu dönüşlerin farkedilemeyecek hızla yaşandığı bir gün Beyoğlu-İstiklal turu atmaya niyetlenmişiz başımıza gelecekleri bilmeden.

Birkaç gece önceden gerekli araştırmalar yapıldı, hangi pasajlar/dükkanlar dikkatle incelenecek belirlendi.Gidilecekler listesinde yerini aldı Beyoğlu..Bir gece öncesinde de “Sinemaya mı gitsek?” teklifime İngilizce ve sessiz film formatıyla Terkos cevabını bulduran annem, ertesi sabah gayet enerji dolu bir uyandırma merasimi yaptı ve evden çıktık.

– Devamını Oku…>