Tag Archives: mutfak

Bir Akıtma Meselesi

6 Ağu

Kahvaltı ile ilgili istemediğiniz kadar romantik paylaşıma ulaşabilirsiniz günümüzde. Şiirler, şarkılar, felsefik deyişler, ekstra özenilmiş sofraların fotoğrafları, hikayelerle bezenmiş sunumlar vs…

bes-bicak-kahvalti3_big.jpgİştah açıcı paylaşımlarda bugün 😛

Evet kahvaltı çok önemli, fiziksel olarak da ruhsal olarak da çoğumuza enerji verdiği konusunda hemfikirim. Ama kahvaltıyı ve kahvaltılıkları sadece ilk öğünle sınırlamak fikrini ve davranışını desteklemiyorum! Çünkü tüm o kahvaltı malzemeleri ya da kahvaltı ürünleri -hangisi kulağınıza daha hoş gelirse- tabi ki mayalı hamur işleri ile desteklenmeyenlerden bahsediyorum; günün her saati, her öğüne gayet de yakışır. İster çay, ister ayran, ister gazlı bi’takım içeceklerle…Keyif sizin, damak sizin… Biz pazar akşamı coşkusuyla, akşam yemeğini yaz sıcağının verdiği mayışıklıkla, akıtma-peynir ve zeytinyağlı sebze ile nihayete erdirdik. Hatta gaza gelip, pazartesi günü için, işyerime de getirdim birkaç tanesini, yanında eski kaşar ve körpe salatalık ile güp güp gitsin diye 🙂

Keşfedilmek, yeni ve yenilebilesi ürünlere dönüşmek için birkaç aydır erzak dolabında bekleyen nohut unu ve mercimek unu kaplarını aldım karşıma. Dedim ki sizden, çok da minik olmayan, yağdan zayıf, besleyicilikten kuvvetli kahvaltılıklar yapayım. Sosyal medyadan takip ettiğim fitmühendisce hesabında güzel de bir tarif vardı, giriştim işe. Akıtma demiş tarif sahibesi, bana uydu, çünkü kreple kıyasla kalın bir düşüşü var. Tarifi aşağıya bırakıyorum; ben dereotu ve kırmızı toz biber de kattım ;))

20180805_190026Solda mercimek unlu karışım – sağda nohut unlu karışım 😉

 

Tarif:

  • 2 yumurta
  • 1 küp süzme peynir (az yağlı az tuzlu olanından kullandım ben)
  • Tuz, karabiber (kırmızı pul ve toz biber de ekledim)
  • 1 yemek kaşığı susam
  • 3 yemek kaşığı un (mercimek unu ve nohut unu olarak 2 versiyonum var)
  • İnce kıyılmış yeşillik (dereotu kıydım)

Tüm malzemeyi karıştırın, yağsız da pişirebileceğiniz gibi; benim gibi zeytinyağ gezdirdiğiniz tavada 1 kaşık döküp, çevirerek pişirebilirsiniz. Tarifin orijinalinde sade yağ kullanılmış, varsa böyle bir imkanınız, aklınızda olsun 😉

Lezzet olarak mercimek unu bence daha zengin. Nohut ununda ise bir kuruluk hissi oluşuyor yerken. Benim tercihim; nohut unlu tüm karışımları 1 ölçü daha baharatlı yapmak yönündedir. İki harca da dereotu kıymıştım, yeşillikler çeşitlendirildiğinde lezzet çok daha derinleşiyor bana kalırsa. Bu sebeple taze soğan ve nane eklentileri, mercimek ununa daha güzel oturacaktır. Nohut ununa ise, kimyon, kara biber, pul biber gibi kuru ama baskın lezzetleri katmak düşünülebilir.

20180805_190138.jpgSayfam video desteklemediğinden, kızaran mercimek unlu akıtma fotoğrafı paylaşayım…

 

Siz benim gibi aceleci olmak uğruna devasa zamanlar kaybetmeyin, güzel güzel tavanızda, tek seferde üçlü beşli mini ekmekciklerinizi pişirin eş zamanlı olarak :/

Tarifte bu minik şampiyonların yanında süzme yoğurtla yapılması uygun görülmüş bir sos da mevcut. Ben peynir çeşitlemesini ve söğüş domates-salatalık ikilisini tercih ederim ;))

Bilgilerinize afiyetle sunulur 🙂

Reklamlar

Zeytinli Pofidik Ekmekler

13 Mar

Her gün, hatta her öğün vazgeçilmezimiz, yemekten bıkmayacağımız belki de tek şey ekmek 🙂 Sağlık problemi, beslenme değişikliği sebebiyle uzak kalmaya çalışsak da kokusundan bile keyif aldığımızı itiraf edebilir miyiz? 🙂

Birazdan okuyacağınız tarif sonucuna çörek de diyebilirsiniz belki, ama ben pofidik ekmek demeyi daha uygun buldum.

zpe1.jpg

*2 su bardağı tam buğday unu

*1 su bardağı yulaf kepeği

*1,5 su bardağı yağsız süt

*1 çay kaşığı tuz

*1 paket kabartma tozu

*4 yemek kaşığı mayonez (light)

 Buraya kadar baz hamuru oluşturduk. Şimdi kişiselleştirme aşaması;

*Yarım demet maydanoz-ince kıyılmış

*20-25 adet biberli zeytin (dilimlenecek)

*1 dolu yemek kaşığı pul biber

 

Malzemelerin tamamını derin bir kapta kaşık yardımıyla karıştırın.

10 dakika önceden ısıtılmış, 180 dereceye ayarladığınız fırında 20 dakika kadar pişirin. Üzerleri kızarınca çıkarıp kürdan testi yapabilirsiniz.

zpe2.jpg

 

Afiyetle ;))

Vegan Mini Kurabiyeler

10 Tem

Merhaba mutfakseverler 🙂

Salı günü özel bir etkinlik için hazırlıklara bugünden başladım. Malum 10 günlük tatilden sonra pazartesi sendromu duble yol olarak karşıma çıkabilir, taş düşebilir, bekleyen işlere koşturan Merve’nin iş çıkışı gelip sevimli hazırlıklar için hali olmayabilir. (Kendisinden bahsederken üçüncü tekil şahıs kullananlar kervanına selam olsun! :/)

Birazdan yüzleşeceğiniz tarif vegan olup, kullanılan malzemeler sebebiyle 1 lokmada doyuracak cinsten hafif ve leziz atıştırmalık kurabiyelerimindir. Son dönemde vegan tarifler araştırıp ağız tadımıza uyabilecek olanları denemeye çalışıyorum. İşte bu araştırma geliştirme sürecinde veganstronomy de rastladığım “Damla Çikolatalı Kurabiye” tarifinde oynamalar yaptım. Tadına bakanların hoşuna gidince tarifi paylaştım, bu tur pişirirken de blogda paylaşmaya karar verdim :*

Jpeg

Jpeg

Malzeme Listesi:

*2 su bardağı tam buğday unu

*1/2 su bardağı yulaf unu

*1/2 su bardağı sıvıyağ (ben bu sefer ayçiçek yağı kullandım)

*1/2 su bardağı su

*1 paket kabartma tozu

*1 paket şekerli vanilin (kullanıyorsanız gerçek vanilya tabi ki)

*1/2 su bardağı toz şeker (şeker yerine keçiboynuzu unu deneyeceğim sonraki pişirmede)

*3 çay kaşığı toz tarçın

*1 çay kaşığı tuz

*1 su bardağına yakın damla çikolata (isteğe göre ölçü değişebilir)

Jpeg

Tüm malzemeleri bir kapta karıştırıyoruz, damla çikolataları en son ekliyoruz.

Kaşıkla, standart şekil verilmeden yağlı kağıt serilmiş tepsiye harcımızı bölerek diziyoruz.

10 dk öncesinden ısıtılmış 180 derecelik fırına veriyoruz.

Fırın performansınıza göre değişmekle beraber ortalama 30 dk içinde kurabiyeleriniz hazır 😉

Soğuduktan sonra saklama kabına alarak buzdolabında tutabilirsiniz. Hava almadığı sürece bayatlamayan bir kurabiye bu, Afiyetle…

Yeni Nesil Papia Reklamı

30 Oca

Yeni Papia reklamlarını gördünüz mü? Hani şu Hülya Avşar’lıları…

Reklam izlemeyi severim. İçinde aksiyonu, hikayesi, mantıklı mesajı olan reklamları zevkle izlerim. Lakin son zamanlardaki reklam çılgınlığının farkında mısınız? Gerekli gereksiz her ürün/ hizmet, reklam malzemesi; yetmezmiş gibi bunların çoğu da laf olsun diye yapılıyor. Şöhreti yada manşet potansiyeli yüksek kişilerin eline tutuşturulan reklam malzemesi ürün üçüncü yada beşinci sırada…Reklam yıldızının saçı başı, kıyafeti dekoltesi, reklam konusu ürünü araya katıp polemikler çıkarmasıyla neyin reklamı yapılmış karışıyor.

Bazı ürünlerin reklamlarını gereksiz bulduğum konusu bi’ yana manasız reklamlara hiç katlanamıyorum. Göbek atan halay çeken inekleri görmekten tiksindiğim kadar elinde hijyenik pedle ıssız adaya düşen eski yarışmacı esprisini de saçma buluyorum!

Buzdolabından çıkan garip yaratıklar, banyo/mutfak canlıları, tavadan seslenen yağ birikintisi midemi kaldırıyor. Artık televizyon karşısında yemek yediğimiz belli, kanıtlanmış, araştırmaları soruşturmaları yapılmış; bizim sofra/yemek kültürümüzde masada pislik çağrıştıracak herhangi bir mevzu konuşulmazken reklamlar sayesinde Ayşe teyzenin klozetindeki mikroplardan Ahmet dayının dişeti hastalıklarına kadar haberdarız!Bu reklamları hazırlayan şirketlerin haberi mi yok? Yoksa umursamıyorlar mı? Ya marka danışmanları? Malı/hizmeti kime sattıklarını bilmiyorlar mı? Potansiyel müşteriler, hedef kitle için yığınla araştırma soruşturma yapılıyor da neden özensiz çalışmalara onay verip kamyonla bütçe ayırıyorlar reklam kalemine?

Hadi bunları bi kenara bırakalım; diyebilirler ki “Kardeşim yemeğini mutfağında, televizyonun olmadığı bir yerde ye!”. Peki, radyo reklamlarında durum farklı mı? Tek fark görüntü olmadığından zengin(!) ses efektleri. Her türlü yaşatıyorlar o reklamı size, kaçış yok.

Son zamanlarda Profilo’nun “Annemiz canımız” temalı reklamlarına bayılıyorum. Beko reklamlarına ve o minik çocuğa da!

Redbull reklamları belli bir standartta, Coca Cola insani duyguları sonuna kadar kullanarak insanın içini deşecek reklamlar hazırlıyor…

Dönelim Papia‘nın son dönem reklam filmlerine… İlk reklamda pembe kıyafetiyle arz-ı endam eden Hülya Avşar “tanınma” temasına dikkat çekiyor.”Beni sesimden tanırsınız, bu tuvalet kağıdını da tanıyın unutmayın diye üzerine markayı basmışlar” şeklinde..

İkinci reklam filminde kütüphaneye giriyor, kitaplara yumuşak dokunuşlar vs, bir masabaşına gelip “Ya tarih olursun…” (kitabı kapatıyor,kitap toz dumana karışıyor); ” Ya da cesur olur, tarihi sen yazarsın!” Sırtını sıvazladığı da tuvalet kağıdı!

Yeni Nesil Papia Reklamı

Nasıl mantıklı bir karşılaştırma değil mi?! Tuvalet kağıdıyla bağdaştırdıkları mekan kütüphane; kitapla bağladıkları anlam da tarih…

Cesur ol, koş Papia al, 3 katlısı yetmez 4-5 katlı olanlarından kap gel, sonra birileri de TEMA ya nasıl bağış yapsak nasıl ağaçlandırsak memleketi diye düşünsün!

“İster 8 katlı olsun suda cup diye eriyor bunlar” kafasını da anlamıyorum, bu kanalizasyonlar nasıl taşıyor o kadar kağıt öbeğini?!

Papia kalitesiyle tarihe geçiyormuş! Peh pehhh, bu reklam filmleriyle tarihe geçeceğiniz kesin de; hangi sayfasına ne notu olarak yazılırsınız emin değilim…