Tag Archives: okul

Hadi Bakalım Grubu Yardımlaşma Etkinliği

23 Kas

Yardımlaşmak dinimizde, kültürümüzde, sosyal ahlakımızda her zaman büyük yeri olan ancak ne yazık ki sadece felaket anlarında ya da ilerleyen yaşlarda akla gelen en kıymetli faaliyettir.

ütüBillur Hanım benim için güzel bir kare hazırlamış 🙂 Bayıldım ki ben buna! Teşekkürler ederim 😉 

Kısa süre önce bir sosyal sorumluluk projesi sebebiyle üye olduğum, ve 2 Kasım’da düzenlenen Matine’de yüzyüze tanışma şansı yakaladığım Hadi Bakalım grubu ile dün tekrar biraraya geldik.

100_2083

 

Amaç aylar önceden belirlenmiş, sözler alınmış, heyecanla hazırlıklar başlamıştı. Kırkyama (patchwork) ve/veya yün parçalar hazırlanacak, her katılımcı hazırladığı parçaları belirtilen adrese kargolayacaktı. Parçaların birleştirilmesi yine gönüllü Hadi Bakalım üyeleri tarafından yapılacak ve sonunda ortaya çıkanlar bir hayır kurumuyla paylaşılacaktı.

100_2072

Ancak hayatın telaşesi, cilveleri, söz veren bazı kişileri geride bırakmış olacak ki planlananın ve beklenenin altında bir katılım oldu. Ancak niyet hayırlı, katılımcılar da azimli olunca yarıda bırakmak olmaz deyip var güçleriyle eksiği kapatmaya çalışan, haftanın belli günleri biraraya gelip voltranı oluşturan kocaman yürekli hanımlarlaydım dün 🙂 Elleri kolları dert görmesin…

Hava karanlık, yağmurlu, içini ürperten rüzgarlarla savuran bir sabahta Bakırköy-Kadıköy İDO ile başladı yolculuğum.

Elimde annemin hazırladığı pazar çantam, içinde paketlenmiş, bantları açılmamış yün yumaklar…Soğuk günü ısıtmak için kahve ve çikolata yol arkadaşlarım oldu Kadıköy’e kadar.

100_2074

Denizotobüsünden indiğim anda telefonum çaldı ki, sözleştiğimiz gibi Suna Hanım (Gürkem) gelmiş, Balon Cafe’de beni bekliyormuş 🙂 Sıcacık, insana enerji veren bir hali tavrı var Suna Hanım’ın…Hadi Bakalım Matine’de tanıştığımızda da aynı hissi duymuştum 🙂 Keyifli bir sohbet eşliğinde sabah kahvelerimizi içtik.  Grubun bel kemiği, üyelerin yakıştırmasıyla Hadi Bakalım Cumhuriyeti’nin kurucusu Billur Hanım’ı(Türkoğlu Phelps) beklerken su gibi geçti zaman 🙂

Arabada bizi bekleyen Nazlı (Eray) ve günün yakışıklısı Vegas’la(Billur Hanım’ın muhabbet kuşu) güle oynaya, güzel haberler alarak Göztepe Köprüsüne doğru yollandık.

100_2075

Cumaları ve bazı pazartesileri tığını yününü kapan hanımlar Halil Turkan İlköğretim Okulu’nun yolunu tutuyor. Zekiye Hanım (Ensari) sorumluluğunda tüm içtenlikleriyle şallar, diz battaniyeleri örüyorlar…

Verilen ölçüye uymayan parçaları revize edip renklerine göre eşleştirip birleştirme işine girişiyorlar. Hazır olan battaniye ve şalları da ütü için biriktiriyorlar. Sonrasında paketlenecek her birisi ve bir şefkatevine götürüp, yaşlarını almış dedelerimizin ninelerimizin dizlerini omuzlarını ısıtacaklar inşallah 😉

100_2081

Okula vardığımızda çalışmalar çoktan başlamıştı. Biz de nefeslenip eteğimizde ne varsa döktük sırayla :)) Annemin yünleri uygun parçalarla eşleşince pek hoşuma gitti 🙂 İşe yaramak, işe yarayan birşeyin minicik bi parçası olabilmek ne güzel şey!

ütü

Ben tığ işinden hiç anlamadığım için ütü görevini üstlendim. Onu yapabilirim dedim 🙂 Severim de zaten…Binbir emekle örülmüş şal ve battaniyelerin bir kısmını ütüledim. Bu arada sohbet muhabbet  2 dakika durmadı 😀

Önceki atölye buluşmasında yolladığım kumaşları birleştirip diz örtüsüne çeviren Lale Hanım (Kızmaz) da geldi 🙂 Ellerine sağlık tekrar…

mkelebek mcicekBöyle yolladım bakın sonuç nasıl olmuş 😉 

benimkiBakınız benim minikler Lale Hanım’ın dokunuşuyla hazır olmuş 🙂

Pıtır pıtır ören Nalan Hanım (Lebibe Sultan) da  bizden önce gelmişti 🙂

Fotoğrafları çekerken gülerek poz veriyoruz evet ama fotoğraflanmıyorken de tebessüm eden hanımlar gördüm ben dün. İnsanın yaptığı iş yüzüne de yansıyormuş demek 🙂

Çay molasında tattığım leziz kek için Billur Hanım’ın, onca yoldan bize aşure getiren Nazlı’nın ellerine sağlık 🙂

Zekiye Hanım’ın kendi öğrencilerine bizim etkinliği ev ödevi vermesine bayıldım 🙂 Birbirine uyumlu parçaları hazırlayıp paketleyip hanımların ellerine tutuşturdu 🙂 Nasıl birleştireceklerini de belirtmeyi unutmadı… Hanımların hepsi de böyle bir hayır işine içtenlikle destek veriyorlar, sağolsunlar 😉

yünYün parçalarım hangileriyle eşleşti bilmiyorum henüz 🙂

 

Fikir kimden çıktıysa çıksın, projeyi tamamlayan, canla başla çalışan, vaktinden ve kendinden fedakarlık edip oraya gelen, gelemese de desteğini esirgemeyen herkesten Allah razı olsun…

 

Reklamlar

Nasıl Böyle Oldu?

24 Şub

Neden Böyle Oldu Merve?  🙂

Geçen sene Nisan ve Mayıs aylarında çeşitli seminerlere, konferanslara katıldım. O zaman hala öğrenciydim, ders saatlerim belliydi, boş günlerime yada okul saatlerime denk gelen, ilgimi çeken konuları öğrenmek biraz da farklı şeyler duymak için zaman zaman konuşmacıları elimde not defterimle dinledim…

Çok sıkıldıklarım da oldu, bana farklı fikirler verenler de…Neredeyse konuşmacıların tamamı kendine son derece güvenen, ne söylediğini ve ne istediğini bilen kişiler görünümündeydi. Zaten toplulukları etkilemenin altın kuralı da bu değil midir? Sen ne kadar sağlam duruyorsan anlatacaklarının temeli de o kadar sağlam olur; dinleyiciler üzerinde o kadar gerçek etkiler bırakırsın..

Yükselen Girişimcilik Hareketleri konulu bir seminere katıldım. Son yıllarda çok fazla öne çıkan şu “girişimcilik” kelimesine gülerek yaklaştığımdan hafif sohbet halinde geçecek bir konuşma bekliyordum aslında.Ama böyle olmadı; konuşmacı sosyal medyanın küçümsenen ve keşfedilmeyen  etkisini anlatırken kendimi de bihaberlerin arasında gördüm.O günlerde facebook hesabımı kapatmayı/dondurmayı planlarken kendim için, aklımdakiler ve önümde olmasını istediklerim için bir blog hazırlamaya kadar verdim…Blog servislerini araştırdım hatta birkaç alan da aldım ama hiçbiri wordpress kadar içime sinmedi. Süsten gösterişten uzak, net bir tasarımla blogumu merveergoz.wordpress olarak aktifleştirdim…Sudan çıkmış balık gibiydim gariptir ki; yıllarca zevkle yürütttüğüm forumlardan çok da farklı değildi bloglar. Bu platformda da aynı kurallar geçerliydi temelde. Mesela;

*”Senden önce biz vardık” atışları burada da geçerli değildi…Rütbe zamanla değil, emekle, nitelikle kazanılan bir şeydi…

*Yaşına göre konumlanmazdı kullanıcılar, okuyana ne verdikleriyle yer edinirlerdi…

*Ya da; başlığa bakıp bot misali “Emeğine sağlık” yazanlar gibi burada da spam yorumlar vardı…(Olumlu tarafları yazıyorum evet 🙂 )

Blog bi’ parça daha kişiseldi belki…Zihnimdekilerin hesabıydı yazdıklarım.

Amacım kitleleri peşimde sürüklemek değil, yarın bir gün hayatımda “Beni tanımak için arama motorlarına ismimi yazanların karşılaşacağı bir defterim olsun…“du. Neler yaptığımı bilsinler beni uğraştırmasınlar kaçışıydı ya da..Bir parça da “Benim gibi düşünenler, hissedenler varsa yalnız olmadığımızı görsünler…” hissiyatıydı..

Blogumda paylaştığım müze linkleri yüzünden merveergoz.wordpress’ e erişimim engellendi, maillerime cevap da alamadığımda pişman olmuştum neden alan adı haklarını satın almadım diye..Artık yapacak tek şey yeniden başlamaktı. Öyle de yaptım, bu sefer merveergozblog.wordpress ile yeniden başladım…

Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki eğitimim bittiğinde, Ocak ayında, önceki blogumda yayınladığım ve yedeklediğim birkaç yazımı da yanıma alarak minik adımlar attım. Bu sefer Medyayla ilgili görüşlerimi, şikayetlerimi de yazmaya kararlıydım.Soğuk temamı da değiştirmek istediğimi hatırladım.Yazılacaklar listemi gördüğümde bu sefer üşenmeden aylık değil de en azından haftalık yazmaya da karar verdim. Yeni bir yıl yeni bir blog haliyle çıktım yola 🙂

Geçtiğimiz hafta, salı gecesi sıkıla sıkıla yazdığım başlıktan da anlaşılan  ‘Saç Baş Yolduran Muhallebi Kralı‘ yazımın linki Okan Bayülgen tarafından ReTweet edilmiş. Haliyle onu takip edenler de merak edip bolca ziyarette bulundular ve ben şaşkınlıklar içinde ‘WordPress En Çok Okunanlar‘ listesine girdim. Hem de en istemeyeceğim konuyla…

Ayarlarım pratik kullanım için en uygun şekilde düzenlendi, yazdığım her yeni mesaj/post otomatik olarak facebook ve twitter hesabımdan yayınlanır.

Şunu da belirtmeden geçmeyeyim ki; “Benim blogum var, neden gelip okumuyorsun” /”Okuyup da yorum yazmıyorsun” dediğim hiç bir zat yoktur, olmayacaktır da…En sevmediğim zorlama samimiyet şekli bu…Zaman zaman arkadaşlarımın bu tip ısrarları beni onlardan hızla soğutmuştur.

Okan Bayülgen’in atılan her blog linkini paylaştığını unutan kişiler ne bekleyerek tıkladılar o linki bilemiyorum. Beni çok da ilgilendirmez…Keşke daha zevkle yazdığım bir yazıyı peşindeki gençlere, bilerek okuyarak tavsiye etseydi diyebiliyorum…Zira ben körü körüne kendisine bağlı taraftarlarından biri değilim. Sadece yaptığı işleri takip ederim, bana birşey katmışsa da yazar, paylaşır, anlatırım…Okuduğum kitap, gittiğim konser, izlediğim reklam gibi iyi/kötü yada nötr her ne kaldıysa bende bunları direkt aktarırım. Hayatımın dönemlerini bloguma yansıtmam en doğal hareket değil mi?

Ve hakkımda, blogumla ilgili, yazdıklarımla ilgili bana mesaj atan, yorum yazan arkadaşlar için de,

“Nereden çıktı bu kız” diye merak edenler için de bu ufak açıklamayı yazmak istedim…

Feminİstanbul; Tek Kadın Orkestramız

20 Şub

Kar kış ve yeniyıl ertesi mayışıklıkla beraber konser maratonuma ara vermiştim bir süredir. Okulumdaki etkinlikler her zaman öncelikli takibimde oluyor. Mekanı tanıyorum, gidiş dönüş güzergahını adım gibi biliyorum, konser bitiş saatleri de benim için önemli…Böylece 7 Mart akşamı düzenlenecek,  Dünya Kadınlar Günü için organize edildiğini düşündüğüm Feminİstanbul konseriyle molamı sonlandırıyorum 🙂

Feminİstanbul, tüm üyeleri hanımlardan oluşmuş bir Oda Orkestrası. Adı çok hoşuma gitti 🙂 Bu tip ortak harfli kelimeleri seviyorum ama yaratıcılık konusunda yetersiz kalıyorum.

Feminİstanbul’u tanımak için biletix etkinlik sayfasındaki bilgilere bakalım öncelikle ;

Türkiye’deki iki kadın orkestrasından biri olan Feminİstanbul, – Devamını Oku…>

Çelik Yumruklar (Real Steel)

14 Şub

Filmleri büyük perdede, sinema salonlarında izlemeyi severim. Yalnız gitmiş olsanız bile salonda sizinle aynı perdeye bakan insanların tepkilerini hem paylaşır hem ölçersiniz. Sinema salonu dışında evde, bilgisayar başında film izlemeyi keyifli bulmadım hiçbir zaman…Hele de görsel efektleri bol aksiyon, bilimkurgu filmleri için minik ve donuk ekran mevzuyu öldürür çoğunlukla.

Ama bir şekilde vizyondayken kaçırdığınız ya da ilinize, ülkenize gelmemiş filmleri izlemek için de başka bir yol yok…Ya orjinal dvd nin çıkmasını bekleyeceksiniz, ya da netten izleyeceksiniz 🙂

Evde bilgisayar başında can sıkıntıma boğulurken “Neden film izlemiyorum ki? Kaçırdığım, izlemek istediğim yığınla film vardır” derken her ruh halim için öncelikli tercihim olacak bir bilimkurgu yapım çıktı karşıma… – Devamını Oku…>